 |
|
 |
 |
 |
Frida
Kahlo
ACISINI
TUVALİNE ÇALAN, GERÇEĞİ KABUS GİBİ SUNAN RESSAM: FRİDA KAHLO
---
Frida Kahlo gerçeküstü bir gerçekçilikle acıyı ve üzüntüyü resmetmek
için boya olarak morfin, alkol ve sigarayı kullandı. Acısından
beslendi ve büyüdü sanatı. Acısı dayanılmaz bir hal aldığında
ne vücudunda ne de sanatında barınamayacak kadar büyümüştü. O
kadar büyümüştü ki dünyanın her tarafına yayılmaya başlamış otantik
kişiliği, görüntüsü ve dolayısıyla sanatının üzerinde kendisi
hastalıklı deforme olmuş bir tümör gibiydi. Kendisini kesip aldı.
Günlüğünün son sayfasında şöyle yazıyordu: "Umarım son eğlencelidir,
bir daha asla geri dönmek istemiyorum."
---Frida Kahlo acısını beynine, beynini tuvaline gizleyen; bedenini
rahatlatmak için sürekli uyuşturan, beynini rahatlatmak için sürekli
kurcalayan dökülenleri tuvallerde toplayan; sıcak topraklarda
Amerika'nın ülkesini sonsuz lanete boğduğu zamanların ertesinde
kendini Komünizm'e adamış bir ressam. İlk istediği şey kendi ülkesinde
bir sergi açabilmekti. Şanslıyız ki en son ulaştığı dileği bu
oldu. Yaşamı bu sergiden bir süre sonra bitti.
Frida
Kahlo, resmi belgelere göre 6 Temmuz 1907'de, aslında ise 7 Temmuz
1910'da Meksika'nın Coyoacan
şehrinde doğdu. Annesi İspanyol ve Meksika yerlisi melezi, babası
ise Macar asıllı bir Yahudiydi. Üç kız kardeşin ortancası olan
Frida, en akıllıları olması ve tıfıllığı nedeniyle babasının favorisiydi.
Ezilmiş ama mutlu Meksikalı ailenin cici kızının Pollyannavari
yaşamı altı yaşında, Alice
gibi bir tavşan deliğinden düştü ve çakıldı. Geçirdiği
çocuk felci sonucunda çocukluğu koltuk deynekleriyle ve acının
ikinci bir dil olarak yerleşmesiyle geçti. Babasının kızı, yaklaşık
dört bin kişi içinden Ulusal Hazırlık Okulu'na seçilmeyi başardı.
Tam ileride eczacılık okumanın hayallerini kurduğu dönemlerde,
o zamanki erkek arkadaşı Alejandro Gómez ile okuldan eve dönmek
için bindikleri otobüste bütün geleceğini değiştirecek bir viraja
girdi. Otobüsün bir tramvayla çarpışması sonucunda vücudunda kırılmadık
kemik kalmadı, dahası demir bir çubuk nasıl becerdiyse genç
kızın bütün seks hayatına tecavüz etti. Kalçadan giren
demir çubuk vajinasından çıkmayı başardı. Kaza sonrasında aylarca
hastanede yattı ve eve dönmesi pek bir anlam taşımadı, çünkü bütün
bedeni kutu gibi bir alçı tabakanın içinde kaynamayı bekliyordu.
Kahlo'nun kaynama noktasına yaklaştığı dönemlerde içindeki acı
sosu kağıda dökmeye başladı. Son
yüzyılın gördüğü en büyük insanlardan ve ressamlardan biri
olan, dünya etrafında adına bir din kurulan ve neredeyse tapınılırcasına
sevilen, sanata gerçeküstü bir gerçekçilik bakışı getiren Frida
Kahlo'nun resim çizmeye başlaması, küçüklüğünden beri öğrendiği
acı dilini bu şekilde ifade etmesiyle başladı.
Kahlo'nun
hayatı bu kazayla şekillendi ve acısı bu kazayla yaralarının arasından
dışarı sızmaya başladı. Deformasyon
onun için bir gerçeklik oldu. İyileştikten sonra resim
çizmeye devam etti. Ailesi sakat bir çocukla yaşama fikrine alışmaya
başladığı bir dönemde mucizevi bir şekilde ayağa kalktı ve yürümeye
başladı. Daha önceleri okuldayken arkadaşları ile birlikte okulun
duvarına resim yapmakta olan Meksika'nın ünlü ressamlarından olan
Diego Rivera'ya eşek
şakası yapmışlardı. Kahlo fikir almak için çizimlerini Rivera'ya
götürdü. Bu arada "prankster"
ve "trickster" gibi
gençlerin, yanlış gördükleri şeylere karşı mizahi eylemler yapması
anlamına gelen terimlerin Türkçemizdeki karşılığı çok yoz bir
şekilde sadece eşek şakası olarak geçiyor. Bunun önemi Kahlo'nun
böyle bir gençlik hareketinin içinde bulunması ergenlik geçtikçe
aktif bir Komünist militan olmasına ve hayatında ve sanatında
çok önemli bir yer almasına neden olmasıdır. Kahlo Rivera'dan
aldığı pozitif eleştiri ve destekle çizimlerine devam etti. Beraber
parti toplantılarına ve eylemlere klatıldılar. Böylelikle bu fil
gibi iri adamla, güvercin gibi güzel ve minik kadının politika
ve sanat dolu aşkları alevlenmeye başladı. Diego Rivera ve Frida
Kahlo 21 Ağustos 1929'da Rivera'nın ikinci karısını boşamasının
ardından evlendiler. Diego Rivera politik aktivistliğiyle olduğu
kadar sadakatsizliği ve kadınlara olan düşkünlüğüyle de tanınıyordu.
Bu ikili evli oldukları sürece bir çok insanla ilişki yaşadılar.
Kahlo biseksüel olması nedeniyle hem kadın hem erkek bir çok kişiyle
ilişki yaşadı. Rockefeller'ın isteği üzerine Wall Street'in duvarına
resim yapmak için Diego Amerika'ya çağrıldı ve beraber Amerika'ya
gittiler. Burada Kahlo'nun da kısmeti açıldı ve sanat camiasında
tanınan biri olmaya başladı. Kahlo'nun
düşük yapması ve Rockefeller'la Rivera'nın arası resim üzerindeki
Lenin'in tasviri yüzünden açılmasıyla beraber ikili Meksika'nın
yolunu tuttular. Kahlo ablası ve kocasını yatakta yakalmasının
ardından en tanınan sözlerinden birini söyledi: "Hayatımda iki
büyük kaza geçirdim. Birincisi otobüs, ikincisi Diego. İkincisi
daha kötüydü." İkinci büyük kazasından sonra kendini iyice resme
adadı. Paris'te ve New York'ta sergiler açtı. Fransa'da Vogue
dergisine kapak oldu. Bütün bunlar geçerken Kahlo'nun acısı bir
türlü geçmiyordu. Genellikle hastaneye yatması gerekiyordu. Bilincini
bulandıran ilaçlar, acısını dindirmesi için alkol, sigara ve çeşitli
uyuşturucularla içiçe geçmişti. Bütün bunlar resmine yansıyordu
acı ve bilinç birbirine karıştıkça resimlerde gerçeklikle gerçeküstücülükte
birbirine karışıyordu. Frida hayatı boyunca otuzdan fazla ameliyat
geçirdi ve çok uzun süreler yatakta ve tekerlekli sandalyede kalmak
zorunda kaldı.
"Kendi
gerçekliğimi çiziyorum. Bildiğim tek şey, resim çiziyorum çünkü
buna mecburum, ve ben aklımdan her ne geçerse başka hiç bir niyet
gütmeden onu çiziyorum." diyen Frida, "Andre Breton Meksika'ya
geldiğinde bana sürrealist olduğumu söylemeseydi bunu asla bilmeyecektim."
sözüyle gerçeküstü bir şey yapmadığını anlatıyor. Diego hayatı
boyunca Frida'nın en büyük hayranlarından ve eleştirmenlerinden
olmuştur ama asla iyi bir koca olamamıştı. Frida onun için: "Diego
asla kimsenin kocası olamaz, ama o çok iyi bir yoldaştır." Yoldaş
bir süre sonra yoldan çıktı ve Amerikalı bir aktristle beraber
olmak için boşanmak istediğini söyledi. Acısına yalnızlığını da
katıp resimsel gerçekliğe alkole, sekse ve çılgın partilerden
kalın bir yorgan ördü kendisine. "Acımı boğmak için içiyorum,
ama kahrolasıca yüzmeyi öğrendi ve şimdi bu akıllıca ve iyi davranış
beni şaşkına çeviriyor." Kendi portrelerini çiziyordu hep. Kendini
gösteriyordu portrelerinde bize. İşte benim için gerçek
budur diye. Alınmamış kaşları, otantik giyimiyle Kahlo önce Meksika'da
sonraları dünyada bir çok kadının idolü, kendine güvenin, ayakta
durabilmenin sembolü oldu. "Kendi portrelerimi çiziyorum çünkü
genellikle yalnızım, çünkü ben kendimin en iyi tanıdığı insanım."
Bu çılgın kız tek başına ayakta durmasına ayaklarının gücü yetmedi.
Ölümünden 3 sene önce kangren yüzünden bir ayağını kestiler. Bir
çok ülkede sergiler açmış olan Frida Kahlo'nun en büyük dileği
kendi ülkesinde bir sergi açmaktı. Ölmeden bir süre önce bu dileğine
ulaştı. Yataktan kalkamadığı için seginin açılış kokteyline katılamayacağını
söyleyen doktoruna, sergiye yatağında giderek hoş bir sürpriz
yaptı ve bütün gece konuklarıyla şarkılar söyleyip tekila içerek
hoş vakit geçirdi. İntihar onun aradığı en büyük ağrı kesiciydi.
Bir çok defa denemiş olmasına rağmen bir türlü beceremediği intiharı
büyük ihtimalle 13 Temmuz 1954'te buldu. Günlüğünde "Umarım çıkış
eğlencelidir. Bir daha asla geri dönmek istemiyorum." yazılıydı.
Frida
o kadar acılı bir not bırakmasına rağmen güzel denebilecek bir
hayat yaşamıştı. Partiler, içki alemleri, dünyanın en ünlü, güzel
ve akıllı erkekleri ve kadınlarıyla aşk yaşamak, ideallerine ulaşmak
herkesin başarabileceği şeyler değil. Frida'nın aşk yaşadığı insanlar
arasında Dolores Del Rio, Paulette Goddard, Georgia O'Keeffe,
Emmy Lou Packard, Leon Trotsky, Nickolas Muray, Isamu Noguchi,
Maria Felix gibi çok ünlü ve büyük insanlar vardı ki Trotsky çok
çok büyük bir düşünür ve yazardı.
Frida'nın ellinci yıldönümü olması nedeniyle bu sene başta Meksika
olmak üzere bir çok ülkede ressamın anısına sergiler atölyeler
(workshop) yapılacak. Ayrıca ölümünden dört yıl sonra Diego'nun
müzeye çevirdiği evine (Mavi Ev) bir çok eseri getirtildi ve burada
bir çok organizasyon düzenlenecek. Kendilerine Kahloistler diyen
ve Frida'yı tanrı ilan eden bir grup buraya hac düzenleyecek ve
evinin etrafında tavaf edeceklermiş. Ayrıca tüketim toplumu olarak
yapılması icap eden şey yani Frida Kahlo adını markalaştırmak
da 15 Temmuz itibariyle gerçekleşti. Frida Kahlo markasıyla çıkan
şallar, takılar ve güneş gözlükleri 100 dolarda başlayan fiyatlarla
tüketicilerin beğenisine sunuldu.
13
Temmuz 1954'te ölen Frida Kahlo, başından geçen olaylarla, karmaşık
evliliğiyle, geçirdiği sayısız ameliyatlarla ve gerçeküstü gerçeklik
algısıyla resme kattığı folkorik öğelerle ölümünden 50 yıl sonra
bile dünyada hızla yayılan bir kitleye sahip. Sanatını acıyla
besleyen Meryem, hala kendi dünyasının dehlizlerinden dünyamıza
akmaya devam ediyor ve bize: "Sizinki de dert mi?" diyor. Frida
Kahlo gerçeküstü bir gerçekçilikle acıyı ve üzüntüyü resmetmek
için boya olarak morfin, alkol ve sigarayı kullandı. Acısından
beslendi ve büyüdü sanatı. Acısı dayanılmaz bir hal aldığında
ne vücudunda ne de sanatında barınamayacak kadar büyümüştü. O
kadar büyümüştü ki dünyanın her tarafına yayılmaya başlamış otantik
kişiliği, görüntüsü ve dolayısıyla sanatının üzerinde kendisi
hastalıklı deforme olmuş bir tümör gibiydi. Kendisini kesip aldı.
Günlüğünün son sayfasında şöyle yazıyordu: "Umarım son eğlencelidir,
bir daha asla geri dönmek istemiyorum."
.
Serdar Paktin
e-mail: lifeproof@whoever.com
Yeni Harman Dergisi 2004
 |
|
 |
|