Tüketmesi zor resimler
İstanbul'daki
ilk sergisini açan Nihat Kemankaşlı, 'okunması' çok zor resimler
yapıyor. Genç ressama göre 'Türk resmi' demek yanlış: Bir
öncü sanatçımız yok. 'Türkiye'de yapılan resim' demek daha
doğru
18/02/2004
TURGAY KANTÜRK
İSTANBUL - Bana, 'son 10 yılın en ilginç, en tutarlı ve en
sağlam girişi yapan ressam kim?' diye sorsanız, hiç düşünmeksizin
Nihat Kemankaşlı'nın adını veririm size. İstanbullu resimseverlerin
ve eleştirmenlerin karşısına ilk kez bir kişisel sergiyle
çıkan Nihat Kemankaşlı'nın sergisi 10 Şubat-7 Mart tarihleri
arasında İlayda Sanat Galerisi'nde, kâğıt üzerine ve aynı
boyutlarda çalışılmış işlerden oluşuyor. Oysa sanatçı ilk
kişisel sergisini 2000'de Ankara'nın önemli galerilerinden
Siyah Beyaz'da açmıştı. O sergi ve öncesinde, kimi karma sergilerde
yapıtlarını izleme olanağı bulduğum bu genç sanatçının Türk
resminde ayrıksı bir yer edineceği izlenimini taşıyordum o
günlerde.
Aradan geçen zaman içinde kendini yenilemeyi de ihmal etmeyen
Nihat Kemankaşlı, bana hiç yanılmadığımı da gösterdi. Temelde
resminin ana izlekleri, tümüyle yaşamından izlenimlere dayandıran
sanatçı, durağan sayılabilecek kompozisyonlarına ritmi de
ekleyerek, nesne ve varlıkların yaşamımızdaki yerinin önemi
üzerinde yoğunlaştı.
Son dönem çalışmalarında özellikle dikkatimi çeken şeylerden
biri, tuvalinin ya da zeminin merkezine yerleşmiş nesneler.
Yaşam(ın)daki varlıkları 'şeyleş'tirmekten söz edebilir miyiz?
Sanatın gerçeğinde de bu var zaten. Yaşamımdaki tüm varlıklar
etki alanım içine giriyor. Dolayısıyla onların tuval üzerindeki
yerleri, artık benimle o varlıklar arasındaki problemin son
halidir. Buna yok etmek de denebilir, tekrar yaşama döndürme
isteği de.
Soyutlayıcı ve çocuksu
tavra ulaşana kadar resmin hangi evrelerden geçiyor.
Öncelikle, üretim aşamasında 'ben'den önceki ve 'ben'den sonraki
durum düşünüldüğünde, resmin aşama kaydetmesi ve sonuca giden
yolda dar çerçeve içinde kalmayıp, çözümlemeleri kendi yaratım
dağarcığımla ve devamlı baştan sorgulayarak (nesnenin ilk
halinden) çözme yaklaşımım sanırım bu sonucu getiriyor. Resimdeki
yalınlık çabam ulaştığı nokta itibarıyla çocuksu bir ifadeye
dönüşüyor. Bana göre bir şey daha var: Sanatçı 'çocuk gözüyle
gören bir yetişkindir.'
Resmin nerdeyse hiç yerel
özellikler taşımıyor. Nesneleri bulundukları bağlamdan kopararak
incelediğin söylenebilir. Büyük bir puzzle'ın parçaları mı
bunlar?
Mekânımızdaki her nesnede, bulunduğu konum itibarıyla bir
ister istemez puzzle durumu oluşturuyor; yer değiştirdiğinizde,
ya uyumsuzluk gösteriyor ya da uyum içinde bir aykırılığın
parçası olarak kendine yer edinme çabası içine giriyor. Resimlerimde
de beni etkileyen nesne ya da 'şey'leri, zemin üzerinde gerçek
konumlarından uzaklaştırarak, kendilerine ayrıksı bir yer
edindirme durumu düşünülmüştür.
Türk resminin neresinde
görüyorsun kendini? Bunu, 'okunması' ve de 'tüketilmesi' hayli
zor bir resme çalıştığını göz önünde bulundurarak ve figür
resmini de merkeze alarak soruyorum...
Bu 'Türk resmi' sözü beni rahatsız ediyor. Yüzümüzün Batı'ya
dönük olduğu ve tüm izlenimlerimizi Batılı sanatçılardan aldığımız
düşünüldüğünde ve ne yazıktır ki 100 yıllık resim geçmişi
olan bir ülkede avangart (öncü) sanatçısının bile olmadığı
göz önüne alındığında, bu söz 'Türkiye'de yapılan resim' olarak
kullanılmalıdır. Her yapılanın alkışlandığı ve eleştirmen
sayısının yok denecek kadar az olduğu bu ülkede, kendimi herhangi
bir yerde görme isteği anlamsız olur. Ayrıca koleksiyoner
açısından bakıldığında figür seviciler ve kiç sevicilerinden
ibaret olan alıcı kesimi, nasıl sizinle aynı sahada oynama
riskine girebilir ki. Bu çarpıklık geçmişten günümüze kadar
gereksiz alkışlanan ve prim yaptırılan ressamların, bizlere
bıraktıkları 'miras' olsa gerek.
Nihat Kemankaşlı'nın resim
sergisi 7 Mart'a kadar İlayda Sanat Galerisi'nde. Tel: 0212
227 92 92
www.radikal.com.tr
Şubat 2004