Andy Warhol albümü ve diğer yazılar
SANAT.HABERLERİ

Sivri dilli ressamı hiç kimse affetmedi

Ressam Mehmet Güleryüz'ün kendi kuşağının sanatçılarına ağır eleştirilerde bulunduğu biyografi kitabı sanat dünyasını sarstı. Üstelik henüz yayımlanmadan

Mehmet Güleryüz'ün sanat dünyasını eleştirdiği biyografi kitabı daha yayımlanmadan tartışmalara yol açtı. Basına sızan alıntılarda birçok sanatçıya yaylım ateşi açan Güleryüz, aynı sert tavrını dün AKŞAM'da yayımlanan röportajında da tekrarlayınca, eleştirdiği kişilerden de aynı sertlikte karşılık aldı.

Güleryüz kitabında özellikle meslektaşlarını eleştiriyor, Komet için 'pis, dağınık' diyor ve resimlerini gereğinden ucuz fiyata sattığını söylüyor. Bedri Baykam ise Güleryüz'e göre kendini sürekli 'Laik Atatürkçü, seksist, Fenerbahçeli, Halk Partili, sinema oyuncusu, kahin, romancı...' gibi sıfatlarla ortaya koyuyor. En ağır eleştirilerden biri de Ömer Uluç için: 'Ömer, içkici, bohem ressam rolü oynar, o zamanki eşi Sevim Burak'ın popülaritesinden yararlanarak kulüplere takılırdı. Efsaneler yaratmaya çalıştığını bildiğim için antipatik bulurum hala' diyor. Hüsamettin Koçan kitapta adı geçen ressamlar arasında. Güleryüz onu da dekan olduktan sonra fakülteyi kendi nüfuz alanı olarak kullanmakla suçluyor. Yahşi Baraz, Güleryüz'e göre galerici değil tüccar, Ali Poyrazoğlu ise iş yaptırıp parasını vermeyen biri. Kitapta sanat eleştirmeni ve küratörler; Ali Akay, Beral Madra ve Hasan Bülent Kahraman da galerilerin adamı olmakla suçlanıyor. Ancak Kahraman kitabı okumadan konuşmak istemiyor. Madra ise adının geçmesinden bile rahatsız olduğunu söylüyor. Kitapta en ağır eleştirilere hedef olan ve Güleryüz'ün 'Amerika'da, Türkiye'de ünlü bir ressam değil. Hiçbir zaman değildi, şimdi de değil' dediği Burhan Doğançay ise tuhaf bir tesadüfle (!) ABD'de olduğu için henüz suçlamalara cevap veremedi.

'Hırçın biridir geçinmesi zordur'- Alİ PoyrazoĞlu

Dün çıkan röportajında hepsini hafızasından yazdığını söylüyor ama her şeyi yanlış hatırlıyor. Tiyatro, Devekuşu Kabare değil Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'ydu. Oyunun da adı 'Hoşçakal İstanbul'. Bu benim projemdi ve tiyatro finanse etti. Bir kısmını da ben cebimden ödedim. Üstelik sadece o çalışmadı. Parasını da aldı. Adını geçirmediğim de doğru değil. En az 50 kez tüm röportajlarımda onun emeğinden bahsettim. Resim hikayesine gelince. Resimlerini beğendiğimi ve satın almak istediğimi söyledim. Ama param yok sonra veririm dedim. Kabul etti. Sonra beni birisine arattı. Sergide kullanılacağını söyletip geri istedi. Aradan zaman geçince arayıp geri istedim. O da sattığını söyledi. Neden böyle etrafa saldırdığını bilmiyorum. Hırçın bir adamdır geçinmesi zordur. Ben de bunlara gülüyorum ama o da bakmasın 'Benim güldüğüme'.

Benim sanatımı anlayamaz- HÜSAMETTİN KOÇAN

Onu muhatap olarak kabul edemem. Tartışmaya girmek istemiyorum. Çünkü bu seviyeye inmek istemiyorum. Bu arkadaş benim yaptıklarımı anlayacak ya da değerlendirecek biri değil. En sağlıklı cevabı sanat tarihi verecek.

Çok teatral biri - ÖMER ULUÇ

Daha önce yine bir polemik olmuştu ve ben cevap vermiştim. Onun son olduğunu düşünmüştüm. Fakat anlaşılıyor ki devam edecek. Kendisinin tiyatrocu olduğunu bili-yoruz. Doğrusu resimlerinde de bu tiyatro sevgisi görülüyor. Hatta bu sevgi gündelik hayatına da yansımış. Çok teatral biri. Bana bir zamanlar bir rol teklif etmişti. Bu teklifin en tanıklarından biri de hepimizin sevip saydığı CAM Sanat Galerisi'nin yöneticisi Sevil Binatlı. Bana 'Seninle güçlerimizi birleştirirsek Türk sanatını yönetebiliriz' demişti. Bu rol çok ağır geldiği için kabul etmemiştim.

Söyledikleri umurumda değil- komet

Az önce Mehmet beni arayıp gazeteciler seni ararlarsa inanma dedi. Ben zaten anarşist yapıdayım. Pis olmam da önemli değil. Çok süründüm. Gerektiğinde çöplük karıştırdım. Zaten bütün arkadaşlarım öldü ve yalnızım. Bu polemiklere girmek istemiyorum. Mehmet ne derse desin ilgilenmiyorum. Umurumda da değil.

Sanatı tıkandı, çamur atıyor - BEDRİ BAYKAM

Güleryüz'ün 66 yaşında bir biyografi çıkarıp herkese sataşması beni hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Onun bu kıskanç genç tavrını aşmış olmasını beklerdim. Umarım 90 yaşında o olgunluğa ulaşır. Bende eleştirdiği her şeyi o da yaptı. Siyaset yaptı, aktörlük yaptı, reklamlarda oynadı. Bunlar eleştirilecek şeylerse kendini de eleştirmesi lazım. Ben de sanatsal eleştiriler yapıp onu sarsabilirim. Sanatının tıkandığı yerde ilgi çekmek için çamur atıyor. Ancak insan yaptığıyla hatırlanır attığı çamurla değil. Benim için de insanları kıskandırmanın bedeli var. Demek ki onun için kıskanılacak konumdayım. 20 yıl önce ben dışavurumculuğun öncülüğünü yaptığımda da aynı krizi geçirmişti. Aradan geçen 20 yılda olgunlaşmasını beklerdim.

Tatmin olamadığı için hezeyanları var - YAHŞİ BARAZ

Mehmet yakın arkadaşım. Tarzı öyledir. Bazı insanlar basına 15 gün çıkamadığı zaman depresyona girer. Mehmet de onlardan biri. O tiyatrocu olmak istedi olamadı. Ressam olmak istedi olamadı. Eğitimci olmak istedi olamadı. ABD'ye, Avrupa'ya gitti. Galeriler yüzüne kapandı. Her şeyi yarım kalmış, tatmin olmamış biri. Bu yüzden de büyük hezeyanlar içinde. Bakalım ölümünden sonra sanat tarihçileri onun resmini nasıl değerlendirecek. Aslında o bana resimlerini Leo Castelli'le gösterip de aldığım cevabı açıkladıktan sonra kızdı. Çünkü onun resimleri 1920'lerin resmine benziyordu. Bunu basında söyledim. Ondan sonra da bana düşmanlık yapmaya başladı. Çağdaş resimle alakası olmayan köhne bir resim anlayışı var. 66 yaşında ve hiç aşama yapamadı.


www.aksam.com.tr
Şubat 2004