Doğu'nun
bir köyünde kına taşı aramak
Şimdi
siz bu satırları okurken, Bayburt'un Bayraktar Köyü sakinleri
büyük ihtimalle köyün çorak arazisine dağılmış, kına taşı
arıyor. Sonra da buldukları o taşları tepelik bir yerde inşa
edilen bir binaya; müstakbel müzelerine taşıyorlar. Çünkü
istiyorlar ki, artık Bayraktar'da da tezek, is kokularından;
endişeden, sıkıntıdan başka bir şey olsun.
Bayraktar ya da eski adıyla Baksı, Doğu'nun yoksulluk, göç,
ihmal sonucu kimliğini yitirmiş binlerce köyünden biri. Yüzyıllar
boyunca şaman ritülleriyle yoğrulan köy, adını da bu gelenekten
almış. Zira Baksı, Kırgız Türkçesi'nde 'şaman' anlamına geliyor.
Tarihinde de Ressam Hüsamettin Koçan'ın deyişiyle 'Geçen yüzyılın
yoğun göç yollarında gidip gelenlerin unutulmuş geçmişi, hayalleri,
kayboluşları' var.
Bayburt Baksı Müzesi, aslında kendi de Baksılı olan Marmara
Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi Dekanı Hüsamettin Koçan'ın
bir projesi. Müze projesini 'Orada olup bitenlere seyirci
kalamazdım' diye özetleyen Koçan göç nedeniyle köyün geleneksel
sanatları dokumacılık ve çömlekçiliğin artık neredeyse unutulduğunu
ve Baksılılar'ın giderek kendilerine yabancılaştığını söylüyor.
Ama daha da önemlisi, İstanbul gibi sanat merkezlerinin artık
kendini tekrar ettiğini, bunun çözümünün de çağdaş sanatın
Anadolu'ya açılmasından geçtiğini... Ve bana kalırsa çok da
haklı. Çünkü bugüne kadar Anadolu'ya 'Sen ne güzel bulursun
gezsen Anadolu'yu belagatinin ötesinde bakamayan zihniyetin
ardında, o kültürü evrenselleştiremeyen, kendini merkezde
tutan sanatçıların büyük vebali var. Mesela hep düşünmüşümdür;
Türkiye'de ahşap sanatıyla ilgilenen kaç kişi Kastamonu Kasabaköy
Camii'ni görmüş; kaç tasarımcı Selçuklu taçkapı süslemeciliğini
yeterince incelemiş, Bizans, erken Anadolu Beylikleri kaç
sanatçı için bir çıkış noktası oluşturmuştur?
Baksı'nın kaderi nasıl değişir
Baksı'ya dönersek... Doğu Anadolu'da türünün ilk örneği olacak
Bayburt Baksı Müzesi 1 Haziran'da açılacak. Müzenin inşası
için bugüne kadar birçok destek projesi yaşama geçirildi;
müzeye katkı sağlayabilmek için 2002'de Hüsamettin Koçan,
bir yıl sonra da 19 sanatçı daha özgün baskılarını bir sergiye
dönüştürdü.
Şimdi ise sırada, yine Koçan'ın fikir mimarlığında 16 Mart'ta
Proje4L-İstanbul Sanat Müzesi'nde açılacak ve 123 sanatçının
123 yapıtıyla katılacağı 'Şaman Güncesi' adlı bir sergi var.
123 sanatçının bir köy müzesi için bir araya gelmesi elbette
Türkiye'de alışıldık bir şey değil ama şaşırtıcı da olmamalı
tabii. Çünkü sonuçta, 400 kişilik konferans salonu, 600 metrekarelik
sergi alanı ile etnografik eserlerin yer alacağı bir evden
oluşacak bu müzenin Türk sanatına da büyük katkısı olacak.
Eğer bu ülkenin kültürüne 'Orada bir köy var uzakta...' diye
bakmak istemiyorsanız
3 Nisan'a kadar sürecek 'Şaman Güncesi'ne uğrayın. Çünkü
bu sergi bile size anlatacak ki, Anadolu'nun daha yazılmamış,
çizilmemiş binlerce hikayesi var. İlk tüyoyu ben verirsem:
Sergiye 123 sanatçı katılıyor, çünkü 123; 41'in üç katı. 41
de Şamanizmin kutsal sayısı. Ve tahmin edebileceğiniz gibi
41 kere maşallah da o kültürden geliyor.
Umarım, sergiden elde edilecek gelir kına taşlarını umutla
taşıyan köylülerin müzelerinin kapısını açar, heveslerini
sanata dönüştürür. Destek olun ki, hak ettikleri o heves kursaklarında
kalmasın...
PazarYazıları
Mehmet Kenan KAYA
www.aksam.com.tr
Mart 2004