Harika çocuklar
-------------------------------------------------------
İstiklal Caddesi'nin en hızlı selpak satıcılarından biri olan Serdar, Beyoğlu'nda gördüğü renkli dünyayı resimlerine yansıtıyor. Serdar'ın eserleri pek yakında sergilerde yer alacak

Serdar Kaya henüz 11 yaşında, aslında çok daha küçük duruyor. Onu İstiklal Caddesi'nde selpak satarken görenler, büyümüş de küçülmüş yüzüne aşina. "Caddenin en hızlı selpak satanı benim abla" diyor. İddialı, kimi zaman günde tam 30 milyon liralık selpak sattığını söylüyor. Bütün bu çalışma temposunun içine şimdi bir de resim çalışmalarını eklemiş, bir sergiye hazırlanıyor.

Yılbaşından bir gün sonra yine caddeye çıktığını ve iyi para kazandığını söylüyor. Kazandığı paraları annesine götürdüğünü anlatırken, "O da bazen bana bir iki milyon lira veriyor" diyor gözleri parlayarak. Mardinli bir ailenin altı çocuğundan biri olan Serdar, Kasımpaşa'da oturuyor. Babası çalışmadığı için ailenin mutfağı anlattıklarına göre herkesin getirdiği paralarla dönüyor.


TAM 7 SERGİ AÇTILAR

Hürriyet Bekir İlköğretim Okulu 5-A öğrencisi. İleride okuyup polis olmayı düşündüğünü anlatıyor. O her gün okulun bitiş zili çalar çalmaz, önlüğünü eve bıraktığı gibi caddeyi tırmanıp Tarlabaşı'ndaki atölyede alıyor soluğu. Hemen boya kalemlerinin arasına dalıyor. Bugünlerde bol bol çam ağacı ve Noel Baba çiziyor. Birlikte selpak sattığı arkadaşlarıyla yan yana resim çalışmalarına katılırken çok mutlu. Arkadaşlarının çoğu onunla aynı kaderi paylaşıyor ya da paylaşmışlar. Sokaklarda çalışan çocuklar, artık boş zamanlarının büyük bir bölümünü Çocuk Esirgeme Kurumu'nun Tarlabaşı'nda açtığı atölyede değerlendiriyorlar. Atölyede yapılan çalışmalar, bugüne kadar yedi özel sergide satılmış. Özellilkle yabancılar büyük ilgi gösterip satın almış. Elde edilen gelir yine atölye çalışmaları için değerlendirilmiş.

Eğitmenleri Şinasi Güneş, sokaktan Atölye Sergisi ile başlayan sergi zincirinin devam edeceğini söylüyerek, "Bu çalışmamızın temel hedeflerinden biri de sokaklardan geçimini sağlayan çocukların 'ben duyguları'nı geliştirebilmek" diyor.

En yetenekli superisi taksitle resim satıyor
İlayda, Türkiye'nin en küçük koleksiyon ressamı. İsminin anlamını da tuvale yansıtıp bir superisi resmi yapan İlayda'nın eserleri birçok alıcı buluyor

Sekiz yaşında onuncu sergisini açan İlayda Başar'ın resimleri, artık koleksiyonlara girdi. Tabloları 500 milyon lira ile bir milyar lira arasında alıcı bulan İlayda, atölyesinde yeni sergisi için çalışmalarını sürdürüyor. İlayda, resim yapmaya iki yaşında başladı.

Kadıköy Belediyesi Halis Kurtça Kültür Merkezi'nde ilk sergisini 5 yaşındayken açan İlayda, basından o denli büyük ilgi gördü ki tabloları satılmaya başladı. Taksim Sanat Galerisi, Atatürk Kitaplığı gibi merkezlerde sadece bu yıl içinde tam üç sergiye imza attı. Son sergisini Akatlar Kültür Merkezi'nde açan minik İlayda'nın, bu güne kadar tam on tablosu satıldı.

'TAKSİT BİLE YAPIYORUM'

Piyano ve yüzme dersleri alan, bale yapan İlayda, İstek Özel Barış İlköğretim Okulu'na gidiyor. Boş vakitlerinin çoğunu Çekmeköy'de kendisine ait 150 metrekarelik atölyesinde geçiriyor. Carmina Burana dinleyerek resim yapmaya bayıldığını anlatırken, tablolarının satılmasından büyük mutluluk duyduğunu söyleyerek, "Annemle babam hepsini saklamak istiyorlar ancak ben insanların duvarlarına benim eserlerimin asılmasını istiyorum. Bunun için sergime katılan insanlarla pazarlık yapıyorum. Gerekirse taksit yapıyorum. Eserlerimin değerlendirilmesi hoşuma gidiyor" diyor.

1570 TABLOSU VAR

Sekiz yaşındaki bu minik ressam tam 1570 tablo yaratmış. Ailesi tablolarının yapım aşamasında onu kamera ile görüntülemiş. Bu tabloları o mu yarattı, şeklindeki şüphelerden böylece korunduklarını anlatıyorlar.

Soyut çalışmalardan hoşlandığını, söylüyen İlayda, ustalaştıkça portrelere ağırlık verdiğini ifade ediyor. İlayda isminin superisi anlamına geldiğini, bu anlamı da resmettiğini özellikle vurguluyor. Gelecek yıl için planları ise şimdiden hazır. Ekim ayında Halis Kurtça Kültür Merkezi'nde, ardından da Ortaköy'de bir sergi çalışması olacak.

Hepsinin hedefi servet ve şöhret

Onlar ellerinde mouse ile doğan yeni jenerasyon. Araştırmalar yeryüzünün başka hiçbir jenerasyonunun onlar kadar tüketici ruha sahip olmadığını gösteriyor. Ebeveynleri üzerinde baskı kurup lüks tüketimini yönlendiriyorlar. Sanal ortamda gelişen hayal güçleri yönlendirildiğinde harikalar yaratırken, uygun ortam bulamadıklarında "hiper yaramaz" tiplere dönüşüyorlar. Yarıdan fazlasının hedefi bir an önce ünlü olabilmek.

Söyledikleri şarkılar yalnızca alkış almıyor, ödüller getiriyor, resim yapıp para kazanıyorlar, dansları yetişkinleri şaşırtıyor. Okuyup çalışıp, para kazananları da var. Bu dizi de yer alan çocukların çoğu başarılarıyla insanı şaşırtıyor.

Kendilerinden önceki hiçbir kuşağın sahip olmadığı kadar kişisel güce, paraya, etkiye ve dikkate sahipler. Tüm dünyadaki metropollerde yapılan Brandchild araştırması, yeni jenerasyonun kişilik yapısını çiziyor. Bu çocuklar yalnızca Amerika'da yılda 150 milyar doları doğrudan harcıyorlar. Yılda 1.18 trilyon dolar gibi çok yüksek bir miktarı harcayan yeni nesil için, dünyaca ünlü pazarlama gurusu ve Brandchilde kitabının yazarı Martin Lindstrom, "İnteraktif ve talepkar olan bu çocuklar, dünyaya evlerinin pencerelerinden değil, bilgisayarların monitörlerinden bakıyor" diyor.

Yüzde 64'ü hem iyi bir servet hem de şöhret peşinde. Bu çocukların yüzde 53'ü için ünlü olmak en büyük hedef. Ailelerinin satın aldığı ürün ve markaların yüzde 67'sinde etkili oluyorlar. Bu, lüks araba alım satımını da mobil telefonları da kapsıyor. Kısacası bugünün dünyasında karar verici mekanizma şimdiki harika çocuklar...

Esra TÜZÜN
www.sabah.com.tr