Sivri dilli ressamı hiç kimse affetmedi
Ressam Mehmet Güleryüz'ün kendi
kuşağının sanatçılarına ağır eleştirilerde bulunduğu biyografi
kitabı sanat dünyasını sarstı. Üstelik henüz yayımlanmadan
Mehmet Güleryüz'ün sanat dünyasını eleştirdiği biyografi
kitabı daha yayımlanmadan tartışmalara yol açtı. Basına sızan
alıntılarda birçok sanatçıya yaylım ateşi açan Güleryüz, aynı
sert tavrını dün AKŞAM'da yayımlanan röportajında da tekrarlayınca,
eleştirdiği kişilerden de aynı sertlikte karşılık aldı.
Güleryüz kitabında özellikle meslektaşlarını eleştiriyor,
Komet için 'pis, dağınık' diyor ve resimlerini gereğinden
ucuz fiyata sattığını söylüyor. Bedri Baykam ise Güleryüz'e
göre kendini sürekli 'Laik Atatürkçü, seksist, Fenerbahçeli,
Halk Partili, sinema oyuncusu, kahin, romancı...' gibi sıfatlarla
ortaya koyuyor. En ağır eleştirilerden biri de Ömer Uluç için:
'Ömer, içkici, bohem ressam rolü oynar, o zamanki eşi Sevim
Burak'ın popülaritesinden yararlanarak kulüplere takılırdı.
Efsaneler yaratmaya çalıştığını bildiğim için antipatik bulurum
hala' diyor. Hüsamettin Koçan kitapta adı geçen ressamlar
arasında. Güleryüz onu da dekan olduktan sonra fakülteyi kendi
nüfuz alanı olarak kullanmakla suçluyor. Yahşi Baraz, Güleryüz'e
göre galerici değil tüccar, Ali Poyrazoğlu ise iş yaptırıp
parasını vermeyen biri. Kitapta sanat eleştirmeni ve küratörler;
Ali Akay, Beral Madra ve Hasan Bülent Kahraman da galerilerin
adamı olmakla suçlanıyor. Ancak Kahraman kitabı okumadan konuşmak
istemiyor. Madra ise adının geçmesinden bile rahatsız olduğunu
söylüyor. Kitapta en ağır eleştirilere hedef olan ve Güleryüz'ün
'Amerika'da, Türkiye'de ünlü bir ressam değil. Hiçbir zaman
değildi, şimdi de değil' dediği Burhan Doğançay ise tuhaf
bir tesadüfle (!) ABD'de olduğu için henüz suçlamalara cevap
veremedi.
'Hırçın biridir geçinmesi zordur'-
Alİ PoyrazoĞlu
Dün çıkan röportajında hepsini hafızasından yazdığını söylüyor
ama her şeyi yanlış hatırlıyor. Tiyatro, Devekuşu Kabare değil
Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'ydu. Oyunun da adı 'Hoşçakal İstanbul'.
Bu benim projemdi ve tiyatro finanse etti. Bir kısmını da
ben cebimden ödedim. Üstelik sadece o çalışmadı. Parasını
da aldı. Adını geçirmediğim de doğru değil. En az 50 kez tüm
röportajlarımda onun emeğinden bahsettim. Resim hikayesine
gelince. Resimlerini beğendiğimi ve satın almak istediğimi
söyledim. Ama param yok sonra veririm dedim. Kabul etti. Sonra
beni birisine arattı. Sergide kullanılacağını söyletip geri
istedi. Aradan zaman geçince arayıp geri istedim. O da sattığını
söyledi. Neden böyle etrafa saldırdığını bilmiyorum. Hırçın
bir adamdır geçinmesi zordur. Ben de bunlara gülüyorum ama
o da bakmasın 'Benim güldüğüme'.
Benim sanatımı anlayamaz- HÜSAMETTİN
KOÇAN
Onu muhatap olarak kabul edemem. Tartışmaya girmek istemiyorum.
Çünkü bu seviyeye inmek istemiyorum. Bu arkadaş benim yaptıklarımı
anlayacak ya da değerlendirecek biri değil. En sağlıklı cevabı
sanat tarihi verecek.
Çok teatral biri - ÖMER ULUÇ
Daha önce yine bir polemik olmuştu ve ben cevap vermiştim.
Onun son olduğunu düşünmüştüm. Fakat anlaşılıyor ki devam
edecek. Kendisinin tiyatrocu olduğunu bili-yoruz. Doğrusu
resimlerinde de bu tiyatro sevgisi görülüyor. Hatta bu sevgi
gündelik hayatına da yansımış. Çok teatral biri. Bana bir
zamanlar bir rol teklif etmişti. Bu teklifin en tanıklarından
biri de hepimizin sevip saydığı CAM Sanat Galerisi'nin yöneticisi
Sevil Binatlı. Bana 'Seninle güçlerimizi birleştirirsek Türk
sanatını yönetebiliriz' demişti. Bu rol çok ağır geldiği için
kabul etmemiştim.
Söyledikleri umurumda değil-
komet
Az önce Mehmet beni arayıp gazeteciler seni ararlarsa inanma
dedi. Ben zaten anarşist yapıdayım. Pis olmam da önemli değil.
Çok süründüm. Gerektiğinde çöplük karıştırdım. Zaten bütün
arkadaşlarım öldü ve yalnızım. Bu polemiklere girmek istemiyorum.
Mehmet ne derse desin ilgilenmiyorum. Umurumda da değil.
Sanatı tıkandı, çamur atıyor
- BEDRİ BAYKAM
Güleryüz'ün 66 yaşında bir biyografi çıkarıp herkese sataşması
beni hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Onun bu kıskanç genç
tavrını aşmış olmasını beklerdim. Umarım 90 yaşında o olgunluğa
ulaşır. Bende eleştirdiği her şeyi o da yaptı. Siyaset yaptı,
aktörlük yaptı, reklamlarda oynadı. Bunlar eleştirilecek şeylerse
kendini de eleştirmesi lazım. Ben de sanatsal eleştiriler
yapıp onu sarsabilirim. Sanatının tıkandığı yerde ilgi çekmek
için çamur atıyor. Ancak insan yaptığıyla hatırlanır attığı
çamurla değil. Benim için de insanları kıskandırmanın bedeli
var. Demek ki onun için kıskanılacak konumdayım. 20 yıl önce
ben dışavurumculuğun öncülüğünü yaptığımda da aynı krizi geçirmişti.
Aradan geçen 20 yılda olgunlaşmasını beklerdim.
Tatmin olamadığı için hezeyanları
var - YAHŞİ BARAZ
Mehmet yakın arkadaşım. Tarzı öyledir. Bazı insanlar basına
15 gün çıkamadığı zaman depresyona girer. Mehmet de onlardan
biri. O tiyatrocu olmak istedi olamadı. Ressam olmak istedi
olamadı. Eğitimci olmak istedi olamadı. ABD'ye, Avrupa'ya
gitti. Galeriler yüzüne kapandı. Her şeyi yarım kalmış, tatmin
olmamış biri. Bu yüzden de büyük hezeyanlar içinde. Bakalım
ölümünden sonra sanat tarihçileri onun resmini nasıl değerlendirecek.
Aslında o bana resimlerini Leo Castelli'le gösterip de aldığım
cevabı açıkladıktan sonra kızdı. Çünkü onun resimleri 1920'lerin
resmine benziyordu. Bunu basında söyledim. Ondan sonra da
bana düşmanlık yapmaya başladı. Çağdaş resimle alakası olmayan
köhne bir resim anlayışı var. 66 yaşında ve hiç aşama yapamadı.
www.aksam.com.tr
Şubat 2004