Pop: Sanat mı, hayat mı?
Pop
art'ın kült ismi Andy Warhol ise New York'ta kurduğu ve "Factory"
adını verdiği atölyesinde sade yaratıcılığın sınırlarını aşıp
türlü yeniliklere imza atar. Parlak renklerle adeta badana
yapılmış Marilyn Monroe, Elvis Presley, Elizabeth Taylor portreleri
büyük sansasyon yaratır, Lou Reed'in adıyla anılan rock grubu
Velvet Underground'un ilk albümlerinin kapaklarını tasarlar,
Coca Cola şişelerini, Campbell's çorbalarının ve Heinz ketçaplarının
kutularını boyar. "Tüketim toplumu" olarak bilinen kavram,
Warhol için tükenmek bilmeyen bir esin kaynağıdır, bu oburluğu
küçümsemek komik olur, zira bütün bu 'sanat eserleri' daha
sonra koleksiyonlarda, galerilerde ve hatta müzelerde baş
tacı edilir.
Çizgi roman karelerinin duvarlarımıza kazandırılması ise
Roy Lichtenstein sayesinde olur. Aslında Lichtenstein bir
çizgi roman çizeri değildi, yaptığı şey geniş açı klişeler
çizmekti: Aşk acısıyla ağlayan kadınlar, bir tartışmanın ortasındaki
çiftler, alevler içindeki uçaklardan atlayan pilotlar. Bu
klişeleri, ses efektleriyle ve konuşma balonlarıyla da süsleyerek
öncesi ve sonrası olan gerçek çizgi roman kareleri yaratıyordu.
Bütün diğer pop artçılar gibi, kopyanın kopyasının kopyasını
yapan Roy Lichtenstein, pop art'ı gayet güzel özetliyor:
"Şehirde bir ağacın önüne oturamam, çünkü şehirlerde hiç
ağaç yok. Ve bir ağacı düşündüğümde, ağacın medya (filmler,
fotoğraflar, reklamlar vs) tarafından yapılan taklididir aslında
aklıma gelen. Ben nesnenin kendisinden çok, taklidini algılarım."
Claes
Oldenbourg ise tam boyutlarıyla oluşturulan ünlü süper-market-galeri
"Store"da, gıda maddelerinin ve tanıdık nesnelerin taklitlerini
sunar. Bu durum sadece resim, sinema ve müzik dünyasını değil,
tasarımcıları da büyük ölçüde etkileyecektir. Diğer taraftan
İngiltere de boş durmaz; 50'li ve 60'lı yılların Londrası,
çılgınlar gibi pop art çağını kutlamaktadır, Peter Blake'in
Elvis Presley ve Beatles için yaptığı muhteşem albüm kapakları,
Brigitte Bardot için hazırladığı illüstrasyonlar tüm dünyayı
etkilemiş, pop tutkusunu zirveye çıkarmıştır.
Günümüze
ve ülkemize gelirsek, aslına bakarsanız işin sanatsal kısmı
iyi hoş da, sunduğu hayat tarzı pek çok insan için kabul edilebilir
ölçülerin dışına çıkmış durumda. Zamanında "Gün gelecek, herkes
15 dakikalığına da olsa meşhur olacak" gibi müthiş bir kehanette
bulunan Andy Warhol'u takdir etmemek mümkün değil. Sabah kalktığınızda
şehrin göbeğindeki reklam panosunun üzerinde Marilyn Monroe
tarzında çizilmiş ve altında "I Shot Andy Warhol" yazılmış
Bayhan afişleri görürseniz şaşırmazsınız değil mi? İşte 'Pop'
biraz da bu demek :)
www.istegenc.com.tr
Andy
Warhol albümü ve diğer yazılar