Andy Warhol albümü ve diğer yazılar

ANDY WARHOL

Andy Warhol:Pop'un rönesansı

İster Andy Warhol'un eşi bulunmaz bir dâhi olduğunu düşünün, ister böyle sanat olmaz deyin, 17 Temmuz'da Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi'nde açılacak olan Andy Warhol gezici müzesi gerçekten benzersiz bir fırsat...

Andy Warhol' un ismi pop-art'la ünlendi. Ancak 17 Temmuz' dan itibaren görme şansına sahip olacağımız, 'Andy Warhol: Yaşamı ve Sanatı' isimli retrospektif sergisi, onu tek bir sıfatla anma gafletinden bir an önce kurtulmamızı sağlayacak türden.

Andy Warhol: Empire State binasını aynı açıdan günlerce çeken bir deneysel sinemacı, Mona Lisa'yı hafif meşrep hale sokan muzur bir ressam, aynı zamanda yazar, avant-garde bir fotoğrafçı; hazır giyimle haute couture arasındaki farka yeni bir boyut katan moda tasarımcısı, Velvet Underground'daki performansıyla müzisyen, pembe dizi yapımcısı, ünlü bir aktör, iyi bir model, kariyerinin ilk göz ağrısı olarak dergi editörü, iş adamı (para sanat eserinden de kazanılır), tanrısı Elvis Presley, tanrıçası Marilyn Monroe olan bir koleksiyoncu ve hepsinden önemlisi kendi imajının yaratıcısı. 'Pop'un rönesansı bu olsa gerek: Paçavrayla sanat eserinin, palavrayla gerçeğin aynı etkiyi yaptığı bir aydınlanma dönemi.

Warhol'un Avrupa turu kapsamında Türkiye'ye uğrayacak sergisi Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi'nde açılacak ve 28 Ağustos'a kadar görülebilecek. Sanatçı adına, doğduğu Pennsylvania eyaletinin Pittsburgh kentindeki bir endüstri binasında yedi yıl önce kurulan 'resmî' Andy Warhol Müzesi'nin organize ettiği sergi, ABD Eğitim ve Kültür İşleri Bakanlığı'nın desteğiyle hayata geçiriliyor. Tam adı 'Andy Warhol: Sanatı ve Yaşamı (1928-1987)' olan etkinlikte, efsanevi resimler yer alıyor. 'Campbell's Çorba Kutuları'ndan 'Dolar İşareti' serigrafilerine, 'Elektrikli Sandalye'den komünist Çin'in tarihî lideri Mao Tse Tung'un portresine, Empire State Building'i işleyen deneysel 'Empire' filminden sanatçının annesi Julia Warhola'ya ait resimlere uzanan zengin bir koleksiyon Kazım Taşkent Galerisi'nde sergilenecek. Andy Warhol'la zirveye çıkan pop art akımının gelişimini, diğer temsilcilerini anlatan bir sergi de Galatasaray Meydanı'nda düzenlenecek. Böylece Beyoğlu'nda küçük bir pop art fırtınası çıkacak ve hemen evlerimize koşup kola şişeleri boyamak, popüler kültürde boğulmak, boğulmak, boğulmak isteyeceğiz. (Amerikan bayraklı Madonna tişörtleri? Evet! O da iyi fikir.)

1928' in 'Büyük Bunalım' günlerinde, Amerika'da doğan Andy, Carnegie Teknoloji Enstitüsü'nden mezun olduktan sonra nihayet günün birinde kendisini New York'ta buldu. Glamour, Harper's Bazaar gibi ünlü dergilerde grafiker olarak çalıştı. Çizgileri tuttu. 1960'larda çizdiği 'Coca Cola', 'Campbell çorbalarıyla' Amerikan Pop Art'ın öncüsü oldu. Değişik bir teknikle yaptığı Elvis Presley, Elizabeth Taylor, Marilyn Monroe portreleriyle tüm dünyada tanındı. ''Andy Warhol'un kim olduğunu merak ediyorsanız resimlerime bakın. Oradayım. Onların arkasında başka birşey yok'' diyordu.

1960' lı yılların o malûm havasında, popüler kültürün ve kitle iletişiminin gelişimiyle büyük umutlar, büyük projeler önem kazanıyordu. Warhol popüler sanatı bir hareket ya da tarz olarak görmedi, ona göre bu içselleştirilmiş bir kültür evrimiydi. Amerika'nın pop ikonu, tüketim toplumunun yozluklarını, popüler kişilerin rutin yaşamlarını, içselleştirerek tecrübe ediyordu. Warhol yapıtlarında olduğu kadar yaşamında da popüler olanla deneysel bir ilişki içindeydi. Ortaya çıkan eleştireldi, yeniden üretmenin ahlakını sorguluyordu böylece ve bunu oldukça eğlenceli buluyordu. Popüler olanla yoğrulmuş bu dünya gerçekten de çok renkliydi, herşey olduğundan farklı bir hale sokulabiliyor, en azından bir illüzyon yaratılabiliyordu. Sıradan herhangi bir nesneyi bile göz alıcı hale getirebiliyordu. Bu görsel yeteneğinden dolayı ona 'ayna' diyorlardı. Kendisi ise şöyle soruyordu: "Peki bir aynayı, bir başka aynaya tutarsanız ne olur?" Böylece bu soruyu sorarak, başka bir sorunun cevabını vermiş oluyordu. "Ortaya çıkan kocaman bir hiçtir. Sanat da zaten böyle bir şeydir." Gerçekten de öyle midir? Belki de iki aynanın karşılaşmasından ortaya çıkan sonsuz seçenektir. Bunların farklı şeyler olduğunu kim iddia edebilir ki?

Popüler olan, sunulandan haz alma ilkesiyle çalıştığına göre, popülerleşen yapıt yalnızca haz vermeye mi mahkûmdur? Yeniden üretim hangi noktaya kadar özgündür? Kendini tekrar etme tutarlı bir mekanizma da olsa, ben bir süre sonra sıkılmaz mıyım? Madonna'sız hayat daha mı güzeldir? Başta bu kadar avant-garde olan pop-art klasik olma yolunda mıdır? (baksanıza bir müzesi bile var...) Popülere bu kadar yüz vermek iyi midir? Ya da ne var bunda? İster Andy Warhol'un eşi bulunmaz bir dâhi olduğunu düşünün, ister böyle sanat olmaz deyin, bu sergi gerçekten benzersiz bir fırsat. Her gün farketmeden önünden geçtiğiniz şeyleri, ya da hep size söylendiği gibi bildiğiniz kişileri yeniden yorumlamak ilginizi çekiyorsa kaçırmayın. Andy Warhol gezici müzesi 17 Temmuz-28 Ağustos tarihleri arasında Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi'nde.

Zeynep Dadak - 2001

www.zipistanbul.com

Andy Warhol albümü ve diğer yazılar