Öğrenciler özgürce seçim yapabilmeli

Türkiye’de bir ‘ilk’i gerçekleştirerek, bölümsüz üniversite sistemiyle, öğrencilere meslek seçimini ikinci sınıfın sonunda yapma olanağı tanıyan Sabancı Üniversitesi’nin Rektörü Tosun Terzioğlu ile müfredata zorunlu ders olarak ekledikleri ‘Toplumsal Duyarlılık Projesi’ni ve eğitim sistemini konuştuk

Türkiye’de ilk defa Toplumsal Duyarlılık Projeleri’ni zorunlu ders olarak müfredatına ekleyen Sabancı Üniversitesi, öğrencilere program seçme özgürlüğü sunuyor. Bünyesindeki Sabancı Gösteri Merkezi’yle de bulunduğu bölgeyi kültür-sanat etkinlikleriyle renklendiriyor. Gerek öğrencilerin hazırladıkları etkinlikler, gerek sanatçıların üniversite gençliğiyle buluşması yönetim tarafından da destekleniyor. Bu yıl 10. yılını kutlayan Sabancı Üniversitesi’nin on yıldır rektörlüğünü yapan Tosun Terzioğlu, üniversitenin eğitim programları, projeleri ve sanat etkinlikleriyle de büyük bir açığı doldurduğuna inanıyor. Geleceği görebilen ve öğrencilerini buna göre yönlendiren önemli bir eğitimci olan Terzioğlu’nun ideal üniversite öğrencisi tarifi ise şöyle: Öğrenmeye açık, heyecanlı, inisiyatif almayı seven ve biraz da maceraperest...

Sabancı Üniversitesi’nin yapısı ve işleyişinden bahseder misiniz?

Bizim için eğitim ilk sırada. Öğrencilerimizi bağımsız bireyler olarak görüyoruz. Kendi programlarını seçmeleri konusunda serbest bırakıyoruz. Çünkü bizde bölüm yok. Türkiye’de öğrencileri program seçme konusunda özgür bırakan başka üniversite yok. Öğrencilere ilk yıllarında aynı temel dersleri veriyoruz. Fen ve sosyal bilimler alanında temel kültür kazanıyorlar. Sonra da özgür bırakılıyorlar. Toplumsal duyarlılık da bekliyoruz öğrencilerimizden. İlk yıl bazı projelerimiz var. Çeşitli sivil toplum kuruluşları ve sosyal hizmetlerle ortak çalışmalarını sağlıyoruz. Bunların akademik bir tarafı yok. Ama öğrencilerin kendi kendilerine yürüttükleri bir program olması dolayısıyla önemi var. Bunun yanı sıra kültürel etkinliklerimiz de ilgi görüyor. Sabancı Kültür Merkezi’ndeki organizasyonlarımıza geçen yıl 65 bin seyirci geldi… Haftada bir gün ilköğretim yaşındaki çocuklara ücretsiz çocuk oyunları sergiliyoruz.

Öğrenciler üniversite konusunda çok hassas. Üniversiteyi kazmanın yanı sıra üniversite seçimi de ayrı bir stres…

Üniversiteye sadece meslek kazanmak için gelinir düşüncesi yanlış. Üniversite bir öğrenme, araştırma yeridir. Bunun yanı sıra meslek kazandırır. Üniversiteyi bitirip eğitimden kopacağım düşüncesini de çağ dışı buluyorum. İnsanlar kendilerini yenilemek için eğitim alırlar. Üniversiteleri gezsinler, yetkililerle konuşsunlar... En önemlisi de okuyacakları bölüme kendileri karar versin. Puana kaptırmasınlar kendilerini. Benim puanım yüksek, felsefe okumayayım düşüncesi yanlış. İstiyorsan oku. Puan seni oraya getiren bir araç sadece. Biz buraya öğrencilerin kaç puanla geldiğine, burslu mu olduğuna hiç aldırmıyoruz. Bizim için önemli olan üniversitenin onlara bir şeyler katması ve sosyal etkinliklerden yararlanabilmesi.

EKİP ÇALIŞMASI ÇOK ÖNEMLİ

Öğrencileri program seçme konusunda serbest bırakıyorsunuz. Bazı öğrenciler isterse iki ayrı programdan da faydalanabiliyor. Bu öğrenciyi özgür bırakırken biraz da zorlayan bir sistem aslında…

Evet. Özgürlüğü kullanmak da zorlar insanı. Mesela mühendislik okuyan bir öğrenci çizim dersi de almak isteyebilir. Buna saygı duyuyoruz.

Eskiden aileler çocuklarının sanata ilgileri varsa onu hobi olarak yapmalarını başka bir meslekleri olmasını isterlerdi…

Dünya tek boyutlu değil. Sadece matematikçiler ya da sadece mühendisler bununla uğraşır diye bir şey yok. Disiplinler arasındaki etkileşimler dünyada yenilikleri çıkartıyor. Erdal İnönü fizikçi olmasına rağmen Osmanlı tarihinden kesitler anlatıyor öğrencilere.

Öğrencilerin okurken toplumsal projelerde yer almasının önemi nedir?

Üniversitenin ilk yılında bir projede ekip çalışması yapmış öğrenci için bu çok önemli. Mesela bir öğrencimiz sokak çocuklarıyla ilgili bir projede çalıştı. Fakat konuyu merak etti ve Birleşmiş Milletler’den burs alıp Venezuela’ya gitti. Bunlar güzel şeyler.

Sabancı Üniversitesi’nin diğer üniversitelerden farklı bir yapısı var. Peki, Türk eğitim sistemini nasıl buluyorsunuz?

Türk eğitim sistemi garip bir resim veriyor. Dünyada ortaöğretim seviyesinin karşılaştırmalı ortalamasına bakarsak hiç parlak değil, bazı okullar da Avrupa’dan daha iyi. 15 yaşında alıp 18 yaşında mezun ediyorsunuz. Bunun rasyonel hale gelmesi lazım. İlköğretim okullarında müfredat olumlu yönde değişti. Ama kitaplar değişse de önemli olan öğretmendir, kitap değil. O yaşta dinlenerek öğreniliyor. Öğretmenlerin kendilerini yenilemeleri için şans tanımak lazım. Üniversitelerin taşın altına ellerini koyması lazım.

Öğrencilere üniversite seçiminde neler tavsiye edersiniz?

Ortaöğretim, üniversite giriş sınavına endekslenmiş durumda. Liseyi eğitime kazandırmalıyız. Çoğu lise vakit doldurulan bir yer. Bazı öğrenciler sınavdan fevkalede puan almış ama üç yıl boyunca hiç kitap okumamış. Öğrenciler stres yapmasınlar, ne istediklerini iyi düşünsünler, üniversiteleri gezsinler.

EKİN TÜRKANTOS


Akşam Gazetesi, 29.07.2007