Onlar da bizler gibi bireysel haklara sahip oluyor!
Balear yerel parlamentosu, şempanze, bonobo, goril ve orangutanların kişilik haklarını ilk kez tanıyan ve bu canlıların çocuk ya da bakıma muhtaç bir erişkin konumunda ele alınmaları gerektiğine inanan bir parlamento olarak tarihe damgasını vurdu.
İnsana ne denli benzeseler de, öteki hayvanlar insanlar gibi birtakım haklara sahip değiller. Bir süre önce başlatılan oldukça tartışmalı bir kampanya bu duruma bir son verilmesini amaçlıyor
Resim yapmaktan, doğa belgeselleri izlemekten ve muz yemekten hoşlanan, 26 yaşında dost canlısı biri, adı Hiasl. Duyarlı olduğu kadar özbilinçli. Üstüne üstlük, DNA'larının %98.4'ü bizimkilerle uyumlu. Ne var ki, Hiasl bir şempanze. Bu yüzden de yasal haklar söz konusu olduğunda eşyadan hiçbir farkı yok.
Bu durumun değiştirilmesi amacıyla bir süre önce başlatılan dünya çapında bir kampanyada büyük maymunların özel davranılmalarını gerektirecek denli bize benzedikleri gerekçesiyle temel "insan haklarının" onlara da tanınması gerektiği savunuluyor. Ancak Hiasl için bu durum felsefi tartışmanın çok daha ötesinde bir nitelik taşıyor. Çünkü, kendisine "kişilik" hakkının tanınmaması ve yasal bir vasi atanmaması durumunda denek olarak bir laboratuvara gönderilmesi söz konusu.
Hiasl'a kişilik kazandırılması yönünde açılan dava haziran ayının başında geri çevrildi. Avusturya temyiz mahkemesi bu kararı bozmazsa, Hiasl ile birlikte barınaktaki öteki tüm şempanzelerin de gelecekleri tehlikeye düşecek.
KİŞİLİK HAKLARI TANINDI
Mallorca ya da bir başka Balear adasında yaşasaydı Hiasl'ın öyküsü de daha farklı olurdu. Zira Balear yerel parlamentosu bu yılın şubat ayında şempanze, bonobo, goril ve orangutanların kişilik haklarını ilk kez tanıyan ve bu canlıların çocuk ya da bakıma muhtaç bir erişkin konumunda ele alınmaları gerektiğine inanan bir parlamento olarak tarihe damgasını vurdu.
Artık bir mal olmaktan çıkan bu bölgenin maymunları vasiler tarafından korunuyor. İspanyol parlamentosunun ülkenin geri kalanında da benzer bir uygulamaya gidilip gidilmemesi konusunda bu yaz bir karara varması bekleniyor.
Son birkaç yılda büyük bir ivme kazanan kampanya ateşli tartışmaları da beraberinde getirdi. Katolik Kilisesi ile Uluslararası Af Örgütü hayvanlara birtakım haklar tanınmadan önce insan hakları konusundaki boşlukların giderilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Kimi eleştirmenler de eylemin yeterince köklü olmadığına, fil ve yunus gibi öteki zeki sosyal hayvanların, hatta tüm hayvanların tartışma kapsamına alınmaları gerektiğine inanıyorlar. Bu arada tüm büyük maymun türlerinin insan ömrüne eşit bir süre içinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya oldukları belirtiliyor.
MAYMUNLAR GEZEGENİ
Seçimlerini büyük maymun haklarından yana kullanan Balear dünya üzerinde maymunlara yasal haklar tanınmasını öngören ve çalışmalarını 1993 yılından beri sürdüren Büyük İnsansı Maymun Projesi'ni benimseyen ilk bölge oldu.
Projenin tohumları şimdilerde Princeton Üniversitesi'nde görevli olan Peter Singer ile İtalyan düşün insanı Paola Cavalieri' nin büyük maymun hakları görüşünü araştırmak üzere bir grup akademisyeni bir araya toplamasıyla atıldı. Proje sonucunda insanlarla büyük maymunlar arasındaki benzerliklerin vurgulandığı 31 denemeden oluşan "The Great Ape Project: Equity beyond humanity" (Büyük Maymun Projesi: İnsan dışındaki canlılara eşitlik) adlı bir kitap ortaya çıktı.
Bu kitabı aynı adla anılan bir örgüt izledi. Kısaca GAP olarak bilinen ve şimdi yedi ülkeden temsilcileri olan örgüt hayvan hakları konusunda birtakım yasal değişimlere gidilmesi için hükümetlere çağrıda bulunuyor.
Projenin bir ölçüde başarıya ulaştığı da söylenebilir. Yeni Zelanda 1999 yılında insan haklarının büyük maymunlara da tanınması yönünde bir yasa tasarısı sundu. Sonuçta yasa maymunlara kişilik hakları tanıyamasa da, özel bir konuma ulaşmalarını sağladı. Yeni Zelanda'da maymunların eğitilmeleri ve denek olarak kullanılmaları artık resmi izne bağlı.
ABD ve AVRUPA'DA DURUM
ABD de 2000 yılında imzalanan Şempanze Sağlığını Koruma ve Geliştirme Yasası'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte daha küçük, ancak önemli bir adım attı. Söz konusu yasa tıbbi araştırmalarda artık gereksinim duyulmayan maymunlara ötenazi uygulanmasını yasaklıyor ve hükümeti bunları yaşam boyu koruma altında tutmakla yükümlü kılıyor.
Ne var ki, avukat Michele Stumpe 'nin de dikkat çektiği gibi, tutsak büyük maymunların büyük bir çoğunluğu ABD'de bulunuyor. GAP verilerine göre, bu ülkedeki en az 3000 maymunun yarısı tıbbi araştırmalarda kullanılıyor.
Avrupa'da ise maymunlar çok daha iyi koşullarda yaşıyorlar. 1997 yılında maymunların biyomedikal araştırmalarda kullanılmasını yasaklayan Britanya'nın ardından İsveç, Avusturya ve Hollanda'da da benzer bir uygulama başlatıldı. Ancak Stumpe tüm bu düzenlemelerin yine de yetersiz kaldığına, hayvanlara belli haklar tanınmadığı sürece eşyadan pek bir farkları olmadığına dikkat çekiyor.
Oysa hukuk bağlamında yalnızca "kişiler" birtakım "haklara" sahip olabildiklerinden, maymunların birer "birey" olarak kabul edilmeleri için öncelikle yasaların değişmesi gerekiyor. Ancak GAP projesine karşı çıkanlar insan haklarının her fırsatta çiğnendiği bir dünyada hayvan haklarından dem vurmanın abes olacağına parmak basıyorlar.
Hiasl davasının sonucu ne olursa olsun, yakın akrabalarımızı en iyi nasıl koruyabileceğimiz konusu her zaman gündemini koruyacak. Maymunlar olarak hepimiz birbirimize destek olmak ve dayanışma içinde yaşamak zorundayız.
Savaşmaya değer mi?
Büyük Maymun Projesi Bildirgesi'nde "eşitler topluluğu" kavramının yasal açıdan genişletilerek aşağıdaki hakların şempanze, bonobo, goril ve orangutanlara da tanınması öngörülüyor:
1-Yaşam hakkı
Eşitler topluluğu kapsamındakilerin yaşamları koruma altına alınmıştır. Topluluk üyeleri, söz gelimi kendini koruma gibi durumlar dışında, öldürülemezler.
2- Bireysel özgürlüğün korunması
Eşitler topluluğunun üyeleri keyfi olarak özgürlüklerinden yoksun bırakılamazlar. Yasal izin olmaksızın tutsak edilen üyeler derhal salıverilme hakkına sahiptirler.
3- İşkence yasağı
Topluluk üyelerinden birine kasıtlı olarak ya da sözde başkalarına yarar sağlamak üzere acı vermek işkenceden sayılır ve yanlıştır.
Rita Urgan, Kaynak: New Scientist, 2 Haziran
Cumhuriyet Bilim & Teknoloji Dergisi,
10 Ağustos 2007 |