 |
|
 |
|
 |
Ezberi
Bozan
Duygu
Üç gün önce, 30 Temmuz'da Duygu Asena ölümünün birinci yılında anıldı. Sevenleri mezarı başında toplandılar. Mezarına gidemeyenler anılarıyla, düşünceleriyle, duygularıyla andılar Duygu'yu...
Aynı gün yönetmen Ingmar Bergman öldü. İki yıl önce 'yaşayan en büyük yönetmen' ilan edilen Bergman, o gün 'gelmiş geçmiş en büyük yönetmenler' arasına katıldı.
Duygu Asena ile Ingmar Bergman'ı buluşturan sadece 'mezar' mıydı?
Hayır.
Çok önemli bir ortak noktaları vardı ikisinin: İkisi de 'kadının adı' davasının insanlarıydılar. 'Kadının adı' davasının savaşçılarıydılar.
Avrupa'da, Amerika'da bile, ikinci Dünya Savaşı sonrası dönemde bile, kadını hala ikinci sınıf insan olarak görme kalıplarını yıkamamış toplumlara isyandı Bergman'ın filmleri. Filmlerinde aşk vardı, sevgi vardı, ayrılık vardı ama, Bergman'ın filmlerinde kadın haklıydı. Kadınlar ayrıcalıklıydı. İyi roller kadınlarındı. Yenenler kadınlardı. Hatta bazen, bu 'pozitif ayrımcılık' o kadar belirgin hale gelirdi ki, erkeklerle dalga geçilirdi. Kadınların ve erkeklerin beyinlerine kadın-erkek eşitliğini sokabilmek için belki de başka bir yol yolcuktu.
Duygu Asena ne yaptı?
Türkiye'de kadının bağımsız, özgür ve güçlü olması için bayrak açtı. Cumhuriyet devrimlerine rağmen, son elli içinde yeniden erkek boyunduruğuna sokulan, ezilen, sömürülen, eve kapatılan, dövülen, aşağılanan kadının insanlık mücadelesini verdi. Sayısız yazı, kitap yazdı. Her yerde konuştu, anlattı, anlattı. Durmak, yorulmak bilmeden ülkenin bir ucundan bir ucuna koştu. Kovuşturmaya uğradı, kitapları yasaklandı, ama yılmadı. 'Kadının Adı Yok' kitabı, yasaklanmaya rağmen 53 baskı yaptı. Kitapları yabancı dillere çevrildi. Kitabı filme çekildi, gişe rekorları kırdı. Ciddi sağlık sorunları başgösterdiğinde bile davasından vazgeçmedi, mücadelesini gevşetmedi.
Duygu Türkiye'de insanların ezberini bozdu.
Kadının da ezberini bozdu erkeğin de.
Zenginin de ezberini bozdu fakirin de.
Aydının da ezberini bozdu cahilin de...
Duygu insanları silkeledi.
Kadını da silkeledi erkeği de.
Zengini de silkeledi fakiri de.
Aydını da silkeledi cahili de...
Duygu'ya kadar doğruyu bildiklerini sananlar, yanıldıklarını Duygu'yu tanıyınca, Duygu'yu okuyunca ve onun yarattığı depremi yaşayınca anladılar.
Duygu bir yıldır yok. Erken gitti.
Ama...
'Kadının adı'nı koydu, öyle gitti.
Büyük iş.
Çok büyük iş!
Gün geçtikçe Duygu'nun başardığı bu büyük işin değeri çok daha iyi anlaşılacak. Ve Duygu toplumu silkelemeye devam edecek.
hikmet.bila@ntv.com.tr .
Hikmet Bila
Cumhuriyet Gazetesi,
03 Ağustos 2007

|
 |
|