Nazan Erkmen'le kitap resimleme üzerine

'Çocuktaki entelektüel oluşum kaliteli resimle ortaya çıkar'

Nazan ErkmenHans Christian Andersen Ödülü, her iki yılda bir (IBBY- Uluslararası Çocuk Kitapları Kuruluşu International Board on Books for Young People) tarafından sanat değeri yüksek, kaliteli çalışmaları ile dünya çocuk edebiyatına ve gençliğe hizmet eden bir yazar ve bir çizere oylama sonucu verilen uluslararası önemli ödüllerden biridir. Bu ödül sahipleri seçilirken tüm işleri gözden geçiriliyor. Ödül ise bir altın madalya ve berattır. Bu yıl bu ödüle ülkemizin önemli ressamlarından Nazan Erkmen aday gösterildi. Bunu fırsat bilerek Nazan Erkmen'le çocuk, çocuk kitabı ve çocuk kitabı resimlemeyi konuştuk.

Yıldız CIBIROĞLU

Bu günlerde dünyaca ünlü 'Andersen Ödülü'ne Türkiye'den aday gösterilmeniz yaptığınız başarılı çalışmalar listesine bir yenisini ekledi.* Resimlediğiniz 164 kitap var. Son olarak MÜ Güzel Sanatlar Fakültesi'nde 50 yılın ilk kadın dekanı olmak gibi önemli bir misyon da yüklendiniz. Hemen herkes Nazan Erkmen'i çok ağır bir çalışma temposuyla birlikte düşünür ve kurumunuzun içerde ve dışarda yükselmesinde katkınızı kabul eder. Yaptığınız çalışmalar bir kâğıda alt alta yazıldığında 33 sayfa tutuyor. Hem sanatçı hem de dekan olarak başarınızdaki etkenler neler?- Çocuk Edebiyatı Derneği beni bu ödüle layık gördüğü için minnettarım. Beni başarılı bulduğunuz için size de teşekkür ederim. Sanıyorum başta mesleğime âşık olmam, paraya önem vermemem, çok çalışmam... Yaptığım her çalışma benim çocuğumdur. Kitaplar için yaptığım resimlerin hiçbirini açtığım sergilerde satmaya kıyamadım. İyi para teklifleri de aldım. Şimdi evde adım atacak yer yok. Başarının sırrı -eğer varsa- bu olmalı. Bir de yaptığım resmi önceleri hiç beğenmedim. Bir sonrakinde hep aşmaya çalıştım. Sabır, kararlılık... mutlu bir aile ortamı... tabii bunlar da etkili oldu. - Eğitiminizi ve ödüllerinizi anlatır mısınız?- Robert Kolej eğitimimin yaşamımda, formasyonumda çok büyük etkisi var. Lisans, Yüksek lisans, Doktora... hepsi Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde gerçekleşti. Şimdiye kadar 4'ü Japonya'da, biri UNESCO ödülü olmak üzere 5'i uluslararası, 14 ödülüm var. 30'a yakın kişisel sergi açtım; pek çok karma sergi, sempozyum, konferans ve kongreye katıldım. Pullarımın basılmış olması bana ayrı bir kıvanç verdi. Uzun yıllar ağır idari görevlerim oldu. 8 yıl dekan yardımcılığı ve bu arada grafik bölüm başkanlığını yürüttüm. - Keşke yalnızca sanatla ilgilenseydim, dediğiniz oldu mu?- Bunu hep düşündüm, ama ülkem için daima daha fazlasını yapmak istedim. Mezun olduğum kurumu daha yükseklere taşımanın da ayrı bir anlamı var benim için.- Görsel imlerin, (s)imgelerin her alanda insanları -tabii çocukları da- yanıltıcı, gerçeğe yabancılaştırıcı biçimde kullanıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Küçük yaşlarda iyi illüstrasyonla karşılaşması çocuğun gelişimini nasıl etkiler? - Çocuğun eğitiminde ve ruhsal gelişiminde illüstrasyonun etkisini çok önemli buluyorum. Metni, yazarın yazdıkları doğrultusunda görselleştirmek anlamında illüstrasyon sanatı, çocuğu bilgilendirmeyi, eğitmeyi, fantezi ve düş kurdurmayı amaç edinir. Resimlemenin işlevi metnin belirgin kıldığı olayları ortaya çıkarmak, görsel bir anlatım dili kurarak metni daha da zenginleştirmek, olayı canlandırmak, hatta bundan daha geniş boyutlara götürmektir. Resimler aracılığıyla olay şimdiki zaman içinde canlı tutulmaktadır. Duygu yüklü illüstrasyonlar, çocukta, canlandırılan dünyaya katılma duygusu uyandıracaktır; çocuk resmin bir parçası olarak olayı yaşayacaktır. Bu heyecan ile resimlerin altını ve devamını okumak isteyecektir. Sağlam sezgilere ve eleştirel gözlemlere sahip olan çocuktaki entelektüel oluşumlar, ancak, kaliteli resimlerin yardımıyla, onların sanatsal uyarısıyla güçlenecek, ortaya çıkabilecektir. Ya da tam tersi olacak, kötü resimlemeler çocuğun iç dünyasını başına yıkacaktır. Biçimleme, resim diliyle konuşmak demektir. Ancak bu dilin yardımı ile yazıyla anlatılamayanlar sanat yoluyla tamamlanır. Bu dili anlamak için çocuk da kendini aşmaya çalışır. Çocuğun gelişimi ve kendini aşması ancak sanat eğitimi ile gerçekleşebilir. Salt eğitim amacıyla yapılan resimlemeler, çocuklarda düş kurma yeteneğinin gelişmesini engeller. - Hem yazı hem resimleme açısından estetik değeri yüksek bir çocuk kitabını, çocuk için en iyi ve belki de en kolay sağlanabilecek bir sanat ve estetik eğitimi -ya da onun ilk eşiği- olarak kabul edebiliriz, değil mi?- 'Güzel' ya da 'sanatsal' kavramlarını, çocuk, iyi yazar ve iyi kitap resimleme sanatçılarının sorumluluk bilincinde ortaya koydukları eserler aracılığıyla kavrayabilir. Evet, gerekli önkoşul estetiktir. Ancak, salt estetik de resimli kitapta tek başına amaç olmamalı. Resimlemeler, çocuğun daha ilerdeki gelişme dönemlerinde de sanat anlayışını geliştirmeli, çocuğu sanat akımlarını algılayabilecek güce getirmelidir. Çocuk, içinde yaşadığı dünyayı anlamayı öğrenmeli ki yaşama ayak uydurabilsin. Resimleme, ne denli güçlü bir plastik dile sahip olursa, kitabın etkinliği de o ölçüde önemli olacaktır. Ancak çocuk kitabı resimlerken 'entelektüellik' krizine tutulmamalı. Birtakım yüzeysel sanat gösterilerinin burada yeri olamaz. Böylesine resimlenen kitaplar çocukta tedirginlik yaratır. Kitap resimlemek bir sanattır. Bu sanat dilini kurarken çocuk dilini unutmamak gerekir. Sanatçıların çoğu, içlerinde bir çocuk yaşatan kişilerdir. Ancak sanatçıların diliyle onların yaşamlarına bir anlam katabiliriz. Çocuklara kötü resimlenmiş bir kitap sunmak, çirkin ve geride kalmış bir dünya göstermek anlamına gelir.

METİNDEKİ İPUÇLARI

- Kitabı resimlerken bir eğitici olarak neler düşünür, öğrencilerinize neler önerirsiniz?- Sanatçı, metindeki tüm ipuçlarını resmine yerleştirmemeli. Kendi öğretici anlatımını da resme aksettirmemeli, çocuğun düş kurma yeteneğini kısıtlamamalı. Kısıtlamamalı ki resmi seyreden çocuk, onu tamamlama fırsatı bulsun, düş gücünü geliştirebilsin. Resim dili hepimizi aşar. Her zaman daha fazlasını söyler bu dil. Figürler, ancak 'düş ürünleri' olduğu takdirde önem kazanırlar. 'Düş ürünleri' olmasına rağmen, insanlar ve diğer varlıklar gerçeği yansıtmalıdır. Elbette bu gerçek, sanatçının kendi yorumuyla biçimlenecektir. Hayalet gibi figürler, şematik anlatımlarla olaylar canlandırılmamalı, resimlerde çocuk korkutulmamalı, canavar bile sevimli olmalıdır. Çocuk gördüğü resimlerle bir oyun alanı kurabilmeli, kendini bu oyun alanının bir parçası hissetmelidir. - Resimli çocuk kitabı, çocuğu oyuna dahil edebiliyorsa, "En iyi oyuncak kitap" tanımını kullanabilir miyiz?- Hiç kuşku yok. Kitapta yer alan resimlemeler, çocuğun çevresiyle ilişkisini artırdığı, imgelem gücünü canlandırdığı sürece başarılıdır. Biçimlerden oluşan dil, yalın, yapmacıktan uzak, abartılı biçimlerden arınmış olmalıdır. İnsanlar, hayvanlar, eşyalar, nesneler özgün biçimleriyle algılanmalıdır.

İYİ ARAŞTIRMACI OLMAK...

- Siz çocuk kitaplarını resimlerken kendi geçmişimizin maddi kültürüne, estetiğine ilişkin çok iyi örnekler verdiniz. Bu konuları araştırdığınız, sindirdiğiniz anlaşılıyor. Ben Türkiye'yi Doğu ile Batı'nın arasında görüyorum. Ne yalnız Doğulu ne de yalnız Batılıyız. Bu durum avantaj olacakken hatalı yorumlar yapılıyor. Ne yazık ki son yıllarda bizim maddi kültürümüzü, mitolojimizi, folklorumuzu araştırmayan, tanımayan genç illüstratörler var. Onlar Anadolu halk masallarını Avrupalı krallarla, Avrupa tarzı mimariyle, eşya örnekleriyle resimliyorlar (hem de çok kaliteli yazarların iyi bir yayınevinde, çok iyi basılmış kitaplarında). Çocuk bu durumda geçmişinden kopmaz mı? Tarihi hakkında yanıltılmış olmaz mı? Masaldaki imgelerle kendi imgelemi arasındaki tamamlanma eksik kalmaz mı?- Bir illüstratör her şeyden önce çok iyi araştırmacı olmalıdır. Bizimki gibi gurur verecek çok zengin bir kültür mirasına sahip olan bir ulus için, padişahı söz konusu eden bir masalda kalkıp bir kral çizmek, başka halkın maddi kültürünü tanıtmak tabii yanlıştır. Kralı da kral gibi çizmeli, padişahı da padişah gibi. Bir çizer bu öğeleri bulup çıkarmak zorundadır. - Yetişkinler için de resimlediğiniz nefis kitaplar var. Ömer Hayyam, Gılgamış, Ön Asya Efsaneleri gibi. - Büyükler için kitap resimlemek bazı yazarlar tarafından sakıncalı bulunur, onlar okurlarının kuracakları düşlere illüstratörün müdahale etmesini doğru bulmazlar. Belki bu nedenle yetişkinler için daha az kitap resimledim. - Doğrusu Gılgamış için yaptığınız resimleri kolay aşılamayacak güzellikte bulduğumu söylemeliyim. Gılgamış bize gelen ilk uygarlaştırıcı kahraman. İlk birey olma çabası gösteren, merakını gidermek için uzun ve meşakkatli yolculuğa çıkan, sorgulayan, gerçeği arayan bir kişi. Ayrıca psikolojik yönüyle de ortaya çıkan ilk tragedya kahramanı. Onu resimle canlandırmanın çok güç olduğunu düşünüyorum. Siz bu ağır yükün altından kalkmış, Gılgamış'ın beş binyıl öncesinden bize ulaştırdığı ışığı aktarabilmişsiniz. Ülkemizde kitap resimleme konusunda neler yapılabilir?- Görsel etkilenmelerinin arttığı dönemlerde, çocuğu eğitmek yerine, ticari sonuçları hedefleyen stereotip dil ve resim biçimlerine karşı sanatçı ve yazarlara düşen çok önemli görevler var. Batılı ülkelerde, pek çok yazar ve çizeri bünyesinde barındırarak, gençlik ve çocuk edebiyatı konusunda iyi kitapların oluşması için kurum ve örgütlerle çabalarını sürdüren uluslararası kuruluşlar pek çok görevi yerine getirmektedir.- Ancak ülkemizde devletin olanakları kullanılarak tam tersi yapılmakta. En sonuncusu 2006'da olmak üzere birbiri ardınca patlak veren okul kitapları skandalını herkes hatırlar. Tabii bunlarla sürekli mücadele, örgütlenme ve kurumlaşma gerekiyor. Bizde okul kitapları ne yazık ki böyle kara-mizah konusuyken Batı'da neler yapılıyor?- Resimli kitaplar konusunda uluslararası çabalardan söz edecek olursak, politik sapmalardan bağımsız "International Board on Books for Young People (IBBY) örgütünü, UNESCO tarafından desteklenen Bratislava Kitap Resimleme Bienali, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Jella Lepman tarafından Münih'te kurulan "Uluslararası Çocuk Kütüphanesi ile 1963 yılında Frankfurt Üniversitesi'nde kurulan "Çocuk Kitapları Araştırma Enstitüsü"nü sayabilirim. Offenbach Main'deki Klingspor Müzesi 1965'ten bu yana her yıl kış aylarında "Renkli Çocuk Dünyası" başlığı altında, dünyanın dört bir yanından gelen en güzel yeni resimli kitaplarla sergiler hazırlamakta ve büyük ilgi görmektedir. Japonya'da olduğu gibi, çocukların ilgisini sanata, dolayısıyla kitaba ve okumaya çekmek için, bir yıl boyunca ülkenin çeşitli kentlerinde illüstrasyon bienalleri düzenlenmektedir. Okumayı destekleyen çeşitli aktiviteler ve sempozyumlara değişik ülkelerden sanatçılar ve uzmanlar katılmaktadır. Örneğin, Bratislava Bienalinde "Bir İllüstratörün Portresi, Mordillo'nun Gizli Bahçesi" gibi sempozyumlar yer almaktadır. Bütün bu etkinlikler, çocuğa ve okumaya verilen değeri göstermektedir. Bizde de bunların âlâsı ve daha başka çalışmalar yapılabilir.

KİTAP RESİMLEMEK

- Çocuğa verilen önem, çocuk kitabından belli olur değil mi? - Yukarda adı geçen bienallere, her yıl yüzlerce sanatçı eser göndermekte, bunların ancak dörtte biri sergilenmeye hak kazanmaktadır. Bu gerçek, batılı ülkelerde çocuklar için çizmenin ne denli zor olduğunu ve çizebilmek için ancak yetkin sanatçı mertebesine ulaşmak gerekliliğini ortaya koymaktadır. Batı ülkelerinde çizerler büyük saygı görürler ve emeklerinin karşılığını alırlar. Sanatçının eseri hiçbir zaman işi bilmeyenler tarafından bozulmaz; mükemmel bir renk ayrımı ve özenli bir baskı ile sonuca ulaşılır. Elde edilen bir sanat eseridir ve çocuğa en güzel armağandır. Çocuğu eğitecek, yaşamını yönlendirecektir. Bizim ülkemizde ise kitap resimlemek sanat olarak bile zor kabul görür. Sanatçı kesimi illüstratörü küçümser. Oysa sanat alanında çocuklar için hakkıyla kitap resimlemek, yazarın duygularını ve gizli dilini yansıtmak son derece zor bir olaydır. -Bana göre de çocuklar için yapılan kitap resimleri, denizin dibindeki loşluğu aydınlatan güneş ışınlarının yansısı gibidir. Çocuklara en güzel kitaplar dileğiyle. Cennet Ülkem/ M. Sevil İrengü/ Resimleyen: Nazan Erkmen/ TEMA Vakfı Yayını/28 s.

Cumhuriyet Kitap Dergisi,
19 Temmuz 2007