 |
|
 |
 |
 |
SANAT, FELSEFE, BİLİM YAZILARI
Yaratıcılık Eğitimi
U. Bode - G. Otto - Friedrich Verlag,
1979
Çeviren: Berna Can
Münih'te yayınlanan ve genellikle
çocukla ilgili konular üzerine eğilen "Eltern" ("Ana-Baba")
dergisi, ünlü çocuk kitapları yazarı Isveçli Astrid Lindgren'e
başvurarak "Çocuk yılı" münasebetiyle bir yazı yazması
dileğinde bulundu.
1978 yılı ekiminde Frankfurt kentinde
Alman Kitapçıları Barış Ödülünü kazanan yazar, Frankfurtlu şair
Johann Wolfgang von Goethe'nin "insan
her yerde, yalnız sevdiği kimseden bir şeyler öğrenir"
sözünü anımsayarak şöyle yazıyordu:
"Goethe bir kez, "insan her
yerde, yalnız sevdiği kimseden bir şeyler öğrenir" demişti.
Bu doğru olsa gerek. Ana-babasından sevgi dolu muamele gören ve
ana-babasını seven bir çocuk, çevresine karşı sevgi dolu bir tutum
takınır ve bu temel tutumu yaşamının sonuna kadar sürdürür. Bu
durum, çocuk ilerde, dünyanın kaderini yönetenlerin arasına katılmasa
bile, faydalı olur. Ama beklenmedik biçimde, günün birinde nüfuz
sahipleri arasına katılacak olursa, tutumunda zorbalık değil sevgi
izleri taşıması, hepimize mutluluk getirir. Geleceğin devlet adamları
ve politikacılarının karakteri de, daha beş yaşına varmadan biçim
alır."
Görevi gereği çocuk sorunlarıyla yakından
ilgilenen Federal Gençlik,
Aile ve Sağlık Bakanlığı, tüm Federal Alman vatandaşlarına gazete
ilanlarıyla şu çağrıda bulunuyordu: "Çocuğunuz bütün
gece bağırdığı için, gözünüzü kırpmadan kaç gece geçirdiniz? Çocuğun
her şeyiyle ilgilenmek gerektiği için, kaç kez bitkin duruma geldiniz?
Belki, bu da geçer, dayanmam gerek diye düşünüyorsunuz. Ya da,
bağırmak ciğerleri kuvvetlendirir, diyorsunuz. Birçok ana-baba,
çocuğuna ya yatıştırıcı damla veriyor, ya kulaklarını tıkıyor,
ya da "başını dinlendirebilmek için" çocuğu başka bir
odaya sürüyor. Sonraları bu ana-babalar, çocukları haddinden fazla
sakin ya da mütecaviz olduğu, yatağını ıslattığı, tırnak yediği
ya da durup dururken bağırıp çağırmağa başladığı için, ne yapacaklarını
bilmiyorlar.
Küçük çocuğa yalnız yemek vermek ve altını
değiştirmek yeterli değildir. "Çocuğun ileride tutuk mu neşeli
mi, dengeli mi dengesiz mi olacağını, yaşamının ilk üç yılının
belirlediği hususunda güvenilir kanıtlar vardır. Demek oluyor
ki, sevilip korunduğunu hisseden, kucağa alınan, oyunlarla avutulan,
çok küçükten itibaren öteki çocuklarla ilişki kuran ve yalnız
bırakılmayan bir çocuk, ilerde daha uyanık ve girgin olur."
Gerek yazar, gerekse bakanlıktaki uzmanlar,
Federal Alman vatandaşlarına iki gerçeği anlatmak istiyorlardı.
Bunlardan biri, çocuğun bu devrede kesin etkiler edindiği konusunda
bilginlerce sık sık tekrarlanan kanıdır. Ikincisi ise, başta gelen
bir eğitsel yasa olup, çocuğun okşanmaya ve sevgiye gereksinimi
bulunduğudur.
Yeni Yollara Girme Cesareti
"Oyun bahçesi ile müze arası"
geniş bir alandır. Bu alanda oyun ve eğlence, sevinç ve ciddiyet,
yaratıcılık vardır, can sıkıntısı yoktur.
Oyun bahçelerini büyüklerin yardımıyla
kendileri yapan çocuklar yaratıcıdır. Büyüklerin yardımıyla bir
müzeyi keşfeden, ancak resmiyet ve can sıkıntısı bekledikleri
bu yerde heyecan verici serüven bulan çocuklar, yaratıcıdır.
Karşılarına
çıkan olanaklardan hiç çekinmeden faydalanabilen çocuklar, yaratıcıdır.
Örneğin büyük beyaz bir çarşafa bürünüp "boa yılanı"
diye bir parkta dolaşabilen çocuklar -yetişkinler böyle bir oyun
oynama cesaretini çoktan yitirmişlerdir-, "Gençlik araştırıyor"
yarışması için boş zamanlarında karmaşık deneylere girişen öğrenciler,
yaratıcıdır.
Çocukları birlikte düşünmeye, birlikte
oynamaya teşvik eden tiyatrocular da yaratıcıdır. Çocuklarla ana-babaları
aynı kursta bir araya getirip, spor dersini bir aile eğlencesi
haline sokan yüzme öğretmenleri de, yaratıcı olabilirler.
Çocuklar, aşırı derecede eğitilip de
bir şeyi keşfetmek, bulmak ve yaşamak sevincini yitirmezlerse,
yaratıcıdırlar.
Yaratıcılık Nedir?
Yaratıcılık insanın belirli bir yeteneğini
ifade eder. Ama hangi yeteneğini? Bu yetenek nasıl anlatılabilir?
Roket Araştırıcısı Wernher von Braun bir söyleşide, bu yetenekte
söz konusu olan şeyleri, şöyle sıralamıştı: bilinen şeyleri, icatları,
konstrüksiyonları yeni bir biçimde kullanmak, birbiriyle şimdiye
değin olduğundan başka bir biçimde birleştirmek. Bilinen şeyler
yeni bir biçimde düzenlenip, başka bir biçimde kullanılmalıdır.
Çocuklar bunu oyunlarında yapıyorlar "sedirin üzerindeki
örtüyü alıp, masanın üzerine örtüyor ve masanın bacakları arasında
"inbilimcilik" oynuyorlar. Örtü ve masa gibi gündelik
hayatımızda kullandığımız eşya, hayal yardımıyla birdenbire yepyeni
bir fonksiyon kazanıyor.
Fakat, çocuğun hayal gücü, yetişkinlerin
koydukları yasaklarla sık sık engellenirse, pek çabuk söner. Ortalık
karışacağı için kanepenin üzerinden örtünün alınmasına izin verilmezse,
oyun hevesi hemen kaybolur. Çocuklar, dünyanın yasaklarla dolu
olmadığını anlamalıdırlar. Hayal
körlenmemeli, beslenmelidir. Buna yetişkinler her zaman
ve her yerde yardım edebilirler. Ailede, yuvada, okulda, oyun
bahçesinde ve müzede. Günümüzün yetişkinleri ile yarının yetişkinlerinin
bir arada bulundukları her yerde.
Yaratıcılık Nerede Görülür?
Eskiden Almancada "yaratıcı"
anlamına gelen "kreativ" sözcüğü bilinmezdi. Bunun yerine
"schöpferisch" sözcüğü kullanılırdı. Bununla, güzel
resim yapma, güzel piyano çalma, amatörlerin temsillerinde başarılı
olma yeteneği kastedilirdi.
Çocukların yaratıcılığını düşünen kimse,
yalnız "sanat" ve "müzik" derslerini aklına
getirmemelidir "çünkü yaratıcılık bütün duyuları ve kafası
ile birlikte tüm insanı kapsar. Ve yaratıcılık kendini yalnız
okulda göstermez, her yerde, çocukların oynadıkları, tecrübeler
edindikleri, çevrelerini kendilerine göre yorumladıkları her yerde
ortaya çıkar. "Yaratıcılık Teorisi", buluş
zenginliği, orijinalite ve sorunları yepyeni bir biçimde çözümleme
yeteneği kendini çok çeşitli görevlerde gösterebilir görüşünden
hareket etmektedir. Belki küçük Caroline "güzel" resim
yapamıyor. Ama öyle bir oyun bulmuştur ki, sakat okul arkadaşını
da bu oyuna katılabilmekte ve bu bütün çocuklara kıvanç vermektedir.
Yaratıcı Çocuklar Yorucudur
Yaratıcı çocuklar yorucu olurlar. Bunun
için de, hem evde hem okulda genellikle sıkıntı çekerler. Hayallerini
işletmeyen "uslu" çocuklar ana-babaları ve yetişkinler
için rahat çocuklardır. Bunlar tüm emir ve yasaklara itaat
eder, herkes tarafından övülürler. Bu çocuklar etrafındakileri
kızdırmazlar. Fakat bunların
yeni fikirleri, eğlenceleri, sürprizleri yoktur.
Bütün güçlük, birçok eğitici ve ana-babaların
iki şeyi birden istemesindendir: bunlar, çocukların hem uysal
ve sessiz, hem de orijinal olmasını isterler. Kendilerini rahatsız,
huzursuz etmeyen bir yaratıcılık ararlar.
Yaratıcılık olsun-ama çatışma olmasın derler. Böyle bir yaratıcılığın
olmadığını, bugün artık Almanya Federal Cumhuriyeti'ndeki
birçok vatandaş ve kuruluşlar anlamış bulunuyorlar. Yaratıcı düşünüş
ve hareketin başlıca özelliği, "değişik" olmasıdır,
bilinen çözümlerden farklı; yalnız geleneksel çözümün doğru olabileceği
düşüncesinden uzak olmasıdır. 70 yıllarının başlangıcından beri
bu eğilim Almanya Federal Cumhuriyeti'nde eğitim sisteminin reformunu
öngören birçok önlemleri desteklemektedir. Bu reforma kişileri
ve kuruluşları inandırmak gerekmektedir.
Çocukların yaratıcı olması için, kuşkusuz
yetişkinlerin bunu görev edinmeleri ve bu konuda aydınlatılmaları
gerekir. Çünkü çocukların televizyonun
önünde saatlerce oturmalarına izin vermek, onlarla ilgilenip,
onlara bir şeyler anlatmaktan, zamanı onlar için harcamaktan çok
daha kolaydır.
Yetişkinler, çocuk bakımı işini aralarında
paylaşıp sırayla yapabileceklerini fark ettikleri anda, çocuklara
uygun bir çevre yaratma görevini daha kolaylıkla üstleneceklerdir.
Çocuk evleri, çocuk dükkanları ve ana-baba girişimleri, bu yolda
örnek alınmaya değer kuruluşlardır.
Yetişkinlerin Tutumu Nasıl Olmalıdır?
Yaratıcılık "çalışım"ı için bir program yoktur. Ama
liberal eğitimle ilgili birkaç önemli kural vardır:
* Çocuklara zaman bırakılırsa, oyunlarını
bitirmelerine izin verilirse -her ne kadar bazen akşam programı
bu yüzden bozulsa da- akıllarına daha çok şey gelir.
* Çocuklar baskı
altında kalmazlarsa, akıllarına daha çok şey gelir. Çocuk
belki de büyükannesine doğum gününde, alışılmış biçimde bir buket
çiçek hediye etmeyecek de, bir otomobil resmi yapıp verecektir.
Yeni buluşlar, değişik ve şaşırtıcı olabilir. Ama çocukların bu
cesareti göstermelerine izin verilmelidir.
* Çevrelerindeki her şey önceden hazırlanmış,
temiz ve pahalı olmadığı takdirde, çocukların aklına daha çok
şey gelir. Çocuklar çevrelerindeki şeyleri kullanmak, onlarla
oynamak isterler "onları, ilerisi için" bozulmadan
saklamak" istemezler. Çocukların, yalnız masanın başında
değil, masanın altında da oynamasına izin verilmelidir.
* Heyecan, heves ve sınırlama arasında
bir denge sağlanabilirse, çocukların aklına daha çok şey gelir.
Çocuğa sadece "Ne istersen yap!" demenin hiç faydası
yoktur. Aynı biçimde "Böyle olur, öyle olmaz" diye kesin
konuşmak da fayda vermez. Bazen, buluş olanağı sağlayan alanın
sınırlandırılması gerekir.
* Bütün özel ve kurumsal girişimler,
çocukların hiç teşvik görmeden yaratamayacakları görüşünden hareket
ediyorlar. Yetişkinler için de durum aynıdır. Çevre esinlendiriyor,
önce çözüm bekleyen sorunlar yaratıyor ve sonra, bunların çözümüne
olanak sağlıyor. Bu sorunlar üzerinde, bu hususta sen ne düşünüyorsun,
ben ne düşünüyorum, biz ne düşünüyoruz, başka neler yapılabilir,
diye birlikte -ve özellikle çocuklarla- konuşmak gerekir.
* Yapılacak şey şunlardır: Çözüm biçimini
başlangıçtan itibaren saptamadan karşıdakine fikir vermek, sorunları
birlikte gözden geçirmek. Oğlunuz kendisine bir gömlek dikmek
istiyorsa, onun bu isteğini desteklemeli ve kızınız bu işlere
hevesi yok diye dertlenmemelisiniz.
* Cesaret vermeli, zaman bırakmalı- olanak
sağlamalı. Çocuklara, meraklarını, isteklerini, umut ve hayallerini
günümüzün dünyasında gerçekleştirebilmeleri için yardım edilmelidir.
Bu yaratıcılıktır. Evde, çocuk yuvasında, okulda, oyun bahçesinde
ve müzede bu yaratıcılık olmalıdır. Çocuklar, bir şeyi olduğu
gibi kabul etmek istemiyorlarsa; yetişkinlerle birlikte, henüz
işlemeyen bir şeyi işler duruma getirmeyi istiyorlarsa, sorunların
çözümlenmesinde yaratıcılık çok önemlidir.
Bu bakımdan, eğer her şeyin olduğu gibi
kalmasını istemiyorsak, çocukların yalnız eskiden beri denenmiş
şeyleri yapmamalarını istiyorsak, yaratıcılık kaçınılmaz bir gereksinimdir.
"Çünkü bir şeyin değişmesi mümkün olursa, o şey için daha
başka olanaklar vardır". (Theodor W. Adorno). O halde yaratıcılık,
kurallara da karşı gelip, denenmiş
şeylere karşı kuşku gösterebilmelidir.
Yaratıcılık, "Biz bunu hep böyle
yaptık" formülüne karşıdır. Biri, "Biz bunu hiç böyle
yapmadık" dediği zaman, yaratıcılık gerekir.
Yaratıcılık, uzay gezisinde başlamaz, ailede ve okulda başlar.
Söz konusu olan, başka bir şey düşünme, yeni yollar bulma
şansıdır. Yeni olanaklar deneme şansıdır.
Ders
BELGELiĞi
|
 |
|