 |
|
 |
 |
 |
SANAT, FELSEFE, BİLİM YAZILARI
Güzel Sanatlar İlgi Bekliyor
Anlaşılan o ki, Türkiye'de, güzel
sanatlarla ilgili değerlerin değeri, hâlâ kavranamamış durumda.
Oysa Rönesans hareketi, resim sanatıyla başlamıştır. Resim sanatıyla
doğaya ve onun bir parçası olan insana dönülmüştür. Bundan sonra
da doğayı ve insanı araştırıp incelemeyle deneysel metoda geçilmiştir.
Bilimin ve tıp biliminin, hızla gelişmesi ve bugüne ulaşması sağlanmıştır.
Güzel sanatlar ve bilim, demokrasi ve hoşgörünün kaynağıdır. Güzel
sanatların ve bilimin önemsenmediği toplumlarda demokrasi de olamaz.
Çağdaş dünyada, demokrasiyi tam anlamıyla uygulayan toplumlar,
güzel sanatlara ve deneysel metoda dayalı bilimsel bilgiye borçludur.
Güzel sanatlara ve bilime dayandırılmayan demokrasi, göstermelik
ve aldatıcıdır. Güzel sanatlar, bilimin, yaratıcılığın ve hümanizmin
anasıdır. Güzel sanatlar, insansal duyguların dostu, içgüdüsel
duyguların da düşmanıdır. İnsanoğlunu insanlaştıran güzel sanatlar
ve bilimdir. İnsanoğlu hayatta ne kadar bilgilenmiş ve ne kadar
güzel sanatlarla ilgilenmişse, o oranda insani değerlere ulaşmıştır.
Güzel sanatlar ve resim sanatıyla ilgili olarak, dünya çapındaki
büyüklerin görüşleri, güzel sanatlara ve özellikle de resim sanatına
çok büyük önem vermemizi zorunlu kılıyor.
Büyük sanatçı Leonardo da Vinci, eşi
ve benzeri bugüne kadar daha dünyaya gelmemiş, Tanrı tarafından
çok yönlü ve ayrıcalıklarla yaratılmış tek insandır. Yüce Tanrı,
dünyada hiçbir öke (dâhi) için bu kadar cömert davranmamıştır.
Atatürk 'ün, resim sanatı ve güzel
sanatlarla ilgili görüşleri, çağdaş Türk sanatına ve sanatçısına
ışık tutacak ve sanatta gidilecek yolu gösteren köklü bir devrim
niteliğindedir. Yazar İhsan Akay , Atatürk ile ilgili ''Atatürkçülüğün
İlkeleri'' adlı yapıtının 166. ve 167. sayfalarında şöyle
diyor:
''...Atatürk'ün, yaşamayı sever, iyimser
bir insan olduğunu gördük... Yeryüzüne tutkun bir adam, resim
sanatına sırt çeviremezdi. Devrim ateşi içinde resim ve heykel
sanatına da ilgi duydu ve izlenmesi gereken yönleri gösterdi.
Yeni Türk resmi, İslam geleneğinden uzaklaşıp Batı tarzı ile yoğrulacak,
Türk'e özgü olanı renk ve çizgi halinde verme çabası güdecekti...
Yurt gerçeklerinin çizgi ve renkle
de bir an önce anlatılmasının özlemini çekiyordu Atatürk. Kendi
toplumsal yaşayışını Batı'daki gibi tabloya ve heykele, din geleneği
yüzünden aktaramamış olan ülkemiz, Batı'ya yöneliş çağında gerçekleştirmek
zorundaydı bu özlemi. Soyut sanat ve başka etkenler biraz köstekledi
bu gidişi. Ama bilelim ki zamanı geldiğinde, sanatta da Atatürk'ün
çizmiş olduğu yola dönülecektir.''
1 Kasım 1936'da BMM'nin açılış söylevinde
yine güzel sanatlar konusuna değinir Atamız: ''Güzel sanatların
her şubesi için, kamutayın göstereceği ilgi ve emek, ulusun insanlık
ve uygarlık hayatı ve çalışkanlık veriminin artması için çok etkilidir.
Bir ulus sanattan ve sanatçıdan yoksunsa tam bir hayata sahip
olamaz.
Sanatçı, toplumda uzun çabalardan sonra
alnında ışığı ilk duyan insandır.''
Atatürk ile Leonardo da Vinci'nin güzel
sanatlar ve bilimle ilgili değerlendirmeleri, büyük ve tam bir
benzerlikle örtüşmektedir.
Musa Kâzım
YALIM Eğitimci
11.12.2005
|
 |
|