|
DEVLETİN SANAT İÇİN YAPABİLECEĞİ NEDİR? Bütün dünyada yaşanan bir olgu var: Çok sesli müzik ve sahne sanatları kamu desteğine gereksinme duyuyor. Bu destek verilmediği, ya da azaldığı zaman, üretimde hem miktar hem de kalite olarak düşüklük tehlikesi başgösteriyor. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra, Rusya Federasyonu'ndaki sanat etkinlikleri doğrudan doğruya bu tehlike ile karşı karşıya. Birleşik Amerika'da, senfoni ve filarmoni
orkestraları için fon bulmak her gün daha da zorlaşıyor. Orkestraları
desteklemek için kurulmuş olan vakıflar her gün daha büyük sıkıntıları
aşmak zoruda kalıyor. Türkiye'nin Lüksü Türkiye'nin sanatçısı, Mustafa Kemal Atatürk'e çok şey borçludur. Sadece bir komutan ve bir siyasal devrimci olmayan, bu özelliklerini adeta bir filozof kimliği ile aşan Mustafa Kemal Atatürk, bugün Türkiye'nin çağdaş sanatlarda eriştiği aşamanın mimarıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini çağdaş sanat ve sanatçılarla kurmak ve güçlendirmek isteyen Atatürk, devletin tüm desteğini madd>î ve manev>î olarak, sanatçının arkasına koymuştur. Atatürk'ün ölümünden sonra, aynı geleneği
İsmet İnönü de sürdürmüş, böylece, Türkiye'de sanatçı, devleti
sürekli olarak arkasında bulmuştur. (Ne yazık ki aynı olguyu "edebiyatçılar"
için söylemek olanağımız yok) Devlet Desteğinin Yarattığı Sorunlar Sanatçısına destek vermek isteyen Cumhuriyet, onu "memurluk" şemsiyesi altına almıştır. "Memurluk şemsiyesi", bir yandan sanatçılara madd>î destek sağlarken, öte yandan onları "memuriyetin" bazı sorunları ile de karşı karşıya bırakmaktadır. Siyasal iktidarların, "bürokrasi" üzerindeki olumsuz denetimi sanatçıları da, ister istemez etkilemektedir. Ayrıca burada daha da önemli bir sorun, farklı siyasal görüşteki iktidarların, sanatı, kendi görüşlerine göre, en yumuşak tabirle, "yönlendirmek" istemeleridir. Böylece, sanatçısını, korumak ve desteklemek
için, "devlet memuru" yapan görüş, onu "memur gibi
itip kakmak isteyen" bir zihniyete dönüşmektedir. Çözüm Önerileri Sanat kurumları, benim yıllardan beri savunduğum "üç Ö" formülü ile yeniden yapılandırılmalıdır. Yaratıcılıktaki özgürlük için özerk yönetim ve bunun sonuda özgün sanat. Bunun için de devletin sanat ve kültür politikası için "Destekle fakat karışma" sloganını ürettim. Bu önerimin bir "ütopya" olmadığını sanatçılar biliyor. Örneğin, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, kendi yasasına göre, kendi yönetimini yıllardan beri kendisi oluşturmaktadır. Örneğin Devlet Tiyatroları, yıllardan
beri "özerk bir özyönetim" adına çalışmalar yapmakta,
hatta yasa tasarıları hazırlamaktadır. Politikacıların Rolü Politikacılar ne yazık ki ünlü "çifte standartlarını" sanat ve kültür alanında tüm etkinliğiyle gerçekleştirmektedir. Muhalefette iken, iktidarın izlediği kültür
ve sanat politikasını eleştiren ve bu nedenle de devletin sanat
kurumlarının "özerkliğini" savunan politikacılar, iktidara
gelince, ele geçirdikleri denetim ve yönlendirme gücünü yitirmemek
için, ya söylediklerini tümüyle unutmakta, ya da sadece, "adet
yerini bulsun diye" bir iki göstermelik çalışma ve beyanat
ile yetinmektedirler. Sanatçılara Düşen Görev Her sanatçı kendi sanat dalında en mükemmeli üretmeye çalışırken bir yandan da, hem sanat ve kültüre ayrılan fonların arttırılmasına hem de devletin sanat kurumlarının özerkleştirilmesine çalışmalıdır. Bu görev, yani, fonların arttırılması ve özerkliğin sağlanması için çaba harcanması, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleriyle ilgili bir sorumluluk niteliği de taşımaktadır. Fonların arttırılması, önce, bütçede bu kurumlara ayrılan ödeneklerin yüzdelerinin arttırılması anlamına gelir. Fakat bununla da yetinilmemeli, Türkiye'nin milli gelirinden pay alan tüm sanayiciler, bankacılar, sigortacılar, ve benzeri faaliyet yapanlar, sanat ve kültüre katkıda bulunmaya yönlendirilmelidir. Özerklik konusunda ise, artık, politikacıların sanatçıları aldatmasına izin verilmemeli, örgütlü olarak her türlü çaba, politikacıları yönlendirmek üzere kullanılmalıdır. Ben, her sanatçının, kendi sanatında mükemmelleşme görevi kadar, bu iki konuda da çaba sarfetmesi gereğine inanıyorum. Yoksa çok kısa bir süre sonra, gösteri
yapacak sahne, konser verecek salon bulamaz ve hatta, yaşayamaz
hale gelinebilir Türkiye'de.
|
|